Terlemek baş belası

Yaz sıcaklarında bir de çok terleyen bir insansanız işiniz çok zor çünkü sürekli kıyafet değiştirmek zorunda kalabilirsiniz. Hatta Bodrum travestilerinden bir dostum gibi günde üç kez duş almak zorunda bile olabilirsiniz kimse kötü kokmak istemez. Normalden fazla terleme; yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Üstelik yaz sıcaklarının etkisiyle yaşanan sıkıntı daha da büyüyor. Ancak en etkili çözüm yolu olan botoks tedavisi, bu sorundan uzun süre kurtulmanızı sağlıyor. Aşırı terliyorsanız çaresi var. Terleme insanlarda doğal olarak görülürken, aşırı terleme çok büyük sorunlar yaratabiliyor. Özellikle ter bezlerinin fazla çalışmasına bağlı olarak deri yüzeyine salınan terin artması sonucu, kişide gündelik yaşamı etkileyecek derecede fazla ve rahatsız edici terleme görülebiliyor. Ter miktarı kişiden kişiye göre değişebildiği için aşırı terlemenin tanısı ve değerlendirmesi çoğu kez zordur. Terin salgılanması insanlarda sinir sisteminin çalışması ile doğru orantılı olup, aşırı terleme toplumun yüzde 1′inde karşılaşılan bir sorundur. Aşırı terlemenin en önemli nedenleri arasında; stres, değişik uyaran ilaçlar (insülin), tiroid bezinin aşırı çalışması, böbrek üstü bezinde görülen hastalıklar, menopoz, hipoglisemi, şişmanlık, bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan ilaçlar ve hormonlar yer alır. Sistemik hastalıklardan diyabete, kalp yetmezliğinden karsinoid sendroma kadar pek çok sağlık sorunu da terleme yapabilir. Pratikte en çok görülen terleme şekli; strese bağlı olan ve özellikle avuç içi, ayak tabanı, koltuk altı ve daha az olarak da yüz ve kasıkta terleme yapan tiptir. Terleme olan bölgelerde bakteri üremesi kolaylaşacağı için aşırı terleme kokuya da neden olur ve kişinin fiziksel ve sosyal hayatını negatif yönde etkiler. Bu gibi durumlar özellikle ellerde, ayak tabanında, yüzde ve gövdede oluşabilir ve kişinin terlemesi ile stres arasında kısa bir denge oluşur. Stres durumu ile birlikte bu bölgelerde hızlı bir terleme gözlenir. Terleme tedavisine başlamadan önce ilk aşamada terlemenin nedenleri araştırılır. Kişide kilo problemi olup olmadığı incelenir. Uzun süreli geçirdiği herhangi bir rahatsızlık olup olmadığı, menopoz döneminde olup olmadığı, tiroid bezi veya böbrek üstü bezi ile ilgili herhangi bir problemi olup olmadığı araştırılır. Aşırı terliyorsanız mutlaka bir doktora görünmelisiniz Sevgiyle kalın İclal.

Beynin sil tuşu

Birlikten kuvvet doğar. Nöronlar (sinir hücreleri) için de bu geçerli. Nöron hareketliliğiniz ne kadar yoğun olursa, hareketliliğin gerçekleştiği bölgedeki devreler de o kadar güçlenir.Ne kadar çok piyano çalarsanız, yeni bir dili kullanırsanız ve yahut da hokkabazlıkla uğraşırsanız alakalı nöron bağları o kadar güçlenir.Öğrenme yetisi yalnızca nöron bağlarını yapmak ve güçlendirmekten ibaret değil.Yıllardır “öğrenme” konusunun odağı bu olmuştur. Ancak çalışmalar vaziyetin değişik olduğunu gösteriyor. Daha da ehemmiyetlisi daha önceki bağları ortadan kaldırabilme yetimiz ve buna “sinaptik (sinirsel) budama” tecrübe ediyor. Beynimiz her çeşit bitkinin yetiştiği bir bahçe gibidir.Beyninizin bir bahçe olduğunu düşünün. Tabii, çiçek, meyve ya da sebze yetiştirmek yerine “nöron”lar arası sinaptik (sinirsel) irtibatlar yetiştiriyorsunuz. Bu irtibatlarsa dopamin, seratonin (halk arasında mutluluk hormonları olarak bilinirler ancak çeşitli görevleri vardır) ve benzeri nöro-aktarıcıların (kimyevi taşıyıcı/nöro-hormon) hedeflerine erişmelerini sağlar.“Gliya hücreleri (sinir hücrelerinin savunucuları)” beyninizin bahçıvanlarıdır. Belli nöronlar arasındaki sinyalleri hızlandırmak için görev başındadırlar. Kimi diğer gliya hücreleriyse atıklarla uğraşır, zarar veren maddeleri ortadan kaldırır, ölü yaprakları temizler. Beyninizin budamadan mesul bahçıvanlarıysa “mikro-gliyal hücreler”dir. Sinaptik (sinirsel) irtibatlarınızı budarlar. Budamadan mesul bahçıvanımız olan “mikro-gliyal” hücrelerse bu işareti gördükleri vakit, o proteinle birleşip, sinirsel irtibatı yok ediyor. İşte bu şekilde, beyinlerimiz yeni ve daha kuvvetli irtibatlar kurup, bizim için fiziki boşluk oluşturuyor ki daha fazla şey öğrenebilelim. Beynimizin bahçıvanlarını kullanmayı öğrenebilirsek istediğimiz şeyleri unutabiliriz. Mesela ben acı olayları unutmak isterim. Bursa travestilerinden Aslı geçirdiği kazayı unutmak istiyormuş mesela hepimizin unutmak istediği şeyler yok mu mutlaka var. Acılar, kötü hatıralar ve kötü insanlar unutulmaya değerdir. Beyniniz bu irtibatların çoğunu budamaya ihtiyaç duyar zira daha akıcı, randımanlı sinirsel yollar kurması gerekir. İşte bunu uyurken gerçekleştirir. Beyniniz, siz uyurken kendini temizler. Beyin hücreleriniz %60 oranında küçülür ki, gliya hücreleri gereksiz sinirsel irtibatları rahat rahat ortadan kaldırsın. Hiç, güzel bir gece uykusundan uyandığınızda, duru bir zihinle ve hızlıca düşünebildiğinizi fark ettiniz mi? Bunun sebebi gece süresince beyninizde gerçekleşen budama ve temizlik çalışması. Hadi o zaman artık erken yatın uyuyun ki beyin silmeye başlasın Sağlıklı günler dilerim İclal.

Başkalarının hayatını boş ver

Her gün ben dahil hepimiz sosyal medyadan başka insanlar nelere yapıyor diye bakmadan edemez olduk. Dikkatimizi, kendimizin dışında her şeye verir olduk. Kendimizden çok başkalarının hayatıyla ilgilenmeye başladık. Kendi içimize dönmeyip; televizyondaki programlar, yarışmalar ve dizilerle başkalarının hayatlarını izlemeye koyulduk. Ne yazık ki birçok insan, çevrelerindeki insanlara göre kıyaslayarak; kendilerini iyi ya da kötü hissediyor: “Arkadaşım kendine şunu aldı ama ben çok istediğim halde buna sahip değilim ve bu beni mutsuz ediyor…” ya da bir arkadaşımdan duyduğum şekilde: “ Benim sevgilim yok ama en azından, O’nun da yok diyebiliyorum…” Hayat zaten yeterince zor geçiyor bir de bu izlenimlere kapılıp kendimize hayatı dar ediyoruz. Bir başkasının hayatında olanlar ya da olmayanlar sizin yaşamınıza hiçbir şey katmayacağı gibi yaşamınızdan hiçbir şey eksiltmeyecektir de… Televizyondaki insanları izlediğimizde ya da sokakta insanlar gördüğümüzde; “Benden daha güzel” ya da “Benden daha zayıf” gibi düşüncelerin bize bir yararı yok. O halde artık sadece kendimize bakma zamanımız gelmiş de geçiyor bile değil mi? Bakın kendinize aslında ne kadar da güzel bir hayatınız var belki bazen zor anlarda oluyor ama yaşamak güzel. Bunu bana hatırlatan Antalya travestilerinden bir dostumun amansız bir hastalığı yenmesi oldu. Vazgeçmek için her zaman erkendir. Asla kendinizden vazgeçmeyin. Kıyaslama yaptığınız her an, enerjiniz ve gücünüz ciddi bir şekilde düşecektir. İçinizdeki kıskançlık duygusu, diğer olumlu duygu ve düşünceleri de zehirleyecektir. Bir başkasının “kötü” olmasını istediğiniz her an, içinizdeki sevgi sizi biraz daha terk edecektir. Kendimizi bir başkasıyla kıyasladığımız her an  “Kendimi değerli bulmuyorum, kendimi yeterince sevmiyorum ve kendime inanmıyorum” mesajı vermiş oluruz. Artık ben sadece kendimi seveceğim demeliyiz. Haklısınız etrafımızda sevilmeye değer dostlarımız var o zaman onların mutluluğu ve kendi mutluluğumuz için el alemi boş verip sadece sevdiklerimiz ve kendimiz için yaşayalım. Herkesin hayatı ve seçimleri kendi yaşam yolunun, deneyimlerinin bir parçasıdır. Bizim öncelikli görevimiz, kendimize ve kendi gelişimimize odaklanmaktır. Kendimizden başka hiç kimse bizi ileriye götüremez. Biz sadece, kendi hayatımızdan ve gelişimimizden sorumluyuz. Sevgiyle kalın İclal.

Acıyı sevmek olur mu?

Başlığı şarkı adından seçtim ama konumuz şarkılar değil gerçekten acı olan şeyler mesela biber bildiğiniz en acı biberleri düşünün. Yediğinizde ağzınızda deli gibi yanma hissi olan yutamadığınız kadar acı biberleri yiyebilen milyonlarca insan var. Peki nedir onları farklı kılan şey. Ağızlarında demir falan yok merak etmeyin sadece ağzımızda ki tat alma duy organı olan dilimizde farklılar var.Bazı insanlar acı bibere karşı daha dayanıklıdır ve iştahla yer. Bazıları için ise, acı biber yemek bir eziyete dönüşür. İşte acı biber yiyince bedenimizde olanlar. Acı biber yediğimizde ağızda yanma ve sıcaklık hissi oluşur ve aslında bu acı, dokuda bir hasar gerçekleştirmez. Biberdeki kapsaisinin yol açtığı acının etkisiyle, ilgili hücrelere kimyasal sinyaller yollanır. Kapsaisin sudan ziyade yağda çözündüğünden, acı yemeğin ardından su içmek pek işe yaramaz, ama ayran iyi gelir. Çünkü ayran yağ içerir. Ayrandaki yağ, ağzınızdaki kapsaisini temizleyerek acı hissini ortadan kaldırır. Su ise soğukluğundan dolayı ancak geçici bir etki sağlar. Kapsaisin, mikroplara karşı da etkili. Çok acı yiyen insanların bağışıklık sistemi o nedenle çok güçlü olur bakın Doğu Anadolu Bölgesi travestilerine mesela Muş travestilerine kışın incecik kıyafetlerle gezerler benim kadar çok hasta olmazlar. Neden çünkü ben acı yiyemiyorum. Hem genetiğimde yok alışmamışım hem de sanırım dilim onların ki gibi değil.Bunu kanıtlayan bir deney bile yapılmış.Bolivya’daki bir biber türünün bazı bireyleri acı iken bazıları değil. Bunun sebebini merak eden Tewksbury’nin gözüne biberlerde koyu renkli lekeler halinde görünen bir mantar bulaşı çarpıyor. Biberin meyvesini çürüten ve tohumlarını öldüren bu bulaşı dikkatle incelediğinde, acı biberlerdeki oranının, acı olmayanlardakinin ancak yarısı kadar olduğunu görüyor.Yani acı biberlerdeki bir şey, bu asalak mantarın büyümesini önlüyor olmalı, ancak bu şey acaba kapsaisin mi?Bunu anlamak için laboratuvarında bu mantarı yetiştiriyor ve her deneyde daha fazla kapsaisin ekleyerek deneyi tekrarlıyor. Ne kadar kapsaisin eklerse, mantar da büyümekte o kadar zorlanıyor. Yani kapsaisin, asalak mantarın büyümesini engelliyor. Bu da kapsaisinin mikroplara karşı etkili olduğunu gösteriyor. Demek ki neymiş acıyı sevmek lazımmış tabi dayanabilirseniz. Sevgiyle kalın İclal.

Bahar yorgunluğu bize vız gelir

Bahar mı yaşıyoruz yaz mı kış mı bilmiyorum. Ama ben bahardan daha çıkamadım galiba her yanımda ağrılar sızılar kaslarım benden kaçmaya çalışıyor zor tutuyorum onları ve gitmeye çalışan halimi daha doğrusu halsizliğimi sanırım. Halsizlik, yorgunluk, eklem ağrıları, sindirim ve uyku sorunları gibi pek çok problemle ortaya çıkan bahar yorgunluğunu beslenmenize dikkat ederek aşabilirsiniz. Peki bu sorunlarla karşılaşmamak için baharda neler yemek gerekiyor? Bugün oturdum bu konu hakkında biraz araştırma yaptım çünkü artık takatim kalmadı. Birinci madde tabi ki güne kahvaltı yaparak başlamak. Kahvaltıda, besleyici ancak hafif yiyecekler tercih edilmelidir. Günün diğer öğünlerde ise yağlı yiyeceklerin yerine daha hafif ve besleyici özelliği olan sebze ağırlıklı yemekler yenilmelidir. Baharla birlikte vücudun daha çok vitamin ve minerale ihtiyacı vardır. Sebze ve meyveler bağışıklık sisteminin güçlendirilmesini sağlayan, artan vitamin ve mineral ihtiyacının karşılanması açısından önemli bir besin grubudur. Bahar yorgunluğundan etkilenmemek için A, C ve E vitaminleri açısından zengin sebze ve meyvelerin tüketilmesini önemle öneriyorlar. Eh öyleyse biz de uyacağız benim gibi bahar yorgunu tüm travesti dostlara da tavsiye olsun. A vitaminini en çok balık, yumurta sarısı, kırmızı et, süt, yoğurt, havuç, kayısı, tatlı kabak, kavun, şeftali, ıspanak, brokoli, tere, maydanoz, dereotu ve rokada bulunmaktadır. C vitamini içeren besinler ise maydanoz, biber, turunçgiller, soğan, kereviz, brokoli, çilek ve kividir. Bitkisel yağlar, yağlı tohumlar, yeşil yapraklı sebzeler, yumurta ve kepeği ayrılmamış un ise E vitamini açısından zengindir. Bu dönemde organik olan mevsim sebze ve meyvelerinin tüketilmesi önerilmektedir. Bu dönemde günlük tüketilen su miktarını arttırmak, vücut direncinin sağlanması ve toksinlerin atılması için faydalı olacaktır. Günde 2-2,5 litre su tüketilmelidir. Kahve, çay, kola, kakao ve benzerleri gibi kafeinli içecekler azaltılmalıdır. Kafeinli içecekler yerine, metabolizmayı rahatlatıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici bitki çayları tercih edilebilir. Aşırı tuz, vücutta su birikimi arttırarak yorgunluk hissini artırabileceğinden tüketilmemelidir. Düzenli olarak haftada 3 gün ve yaklaşık kırk beş dakika süren tempolu yürüyüşler yapmak, bu dönemdeki yorgunluk şikayetlerinin azalmasında faydalı olacaktır. Uyku düzenine dikkat edilmeli, gece geç saatlerde yatılmamalıdır. Yeterli fiziksel aktivitede bulunmak çok önemlidir. Her gün açık havada yürüyüş yapılabilir. Ben hepsine uyarım da sanırım şu gece erken yat işi bana pek uymuyor malum gece kuşu sayılırım. Onu saymazsak diğerlerine harfiyen uyacağım sağlıklı günler dilerim İclal.

Pozitif insan olmak

Nerede kötü bir durum varsa muhakkak sizin başınıza gelir değil mi? Neden diye düşünür kafa yorarız bazen yaşadığımız hayata lanet okuyup üstüne küfürler bile dizeriz. Hiç negatif düşüncelerden dolayı bu kötü olayların başınıza gelebileceğini düşündünüz mü? İnsanların hayatlarında meydana gelen olay ve durumlarla ilgili zihinlerinde oluşturdukları bazı yargılardan kurtulmalarına yardım eden pozitif psikoloji, olumsuz düşüncelerden uzaklaşılmasını sağlıyor. Yeni bir psikoloji dalı olan pozitif psikolojinin üzerinde durduğu tek şey insanlara zihin temizliği konusunda yardımcı olmaktır. Ben bulunduğu her ortama ayak uydurabilen bukalemun gibi insanın cenaze evinde ağlar, düğün evinde sonuna kadar çoşarım diyebiliyorsanız aslında işiniz hiç de zor değil.Mutsuzluğun kökeninde depresif bir ruh halinin bulunduğunu unutmayın. Bu durumdan kurtulmanın çok basit bir yolu var ve size lazım olan bir kağıt bir de kalem şaşırmayın. Her güne üç güzel şey: Bir hafta boyunca her gün, hayatınızda iyi giden şeyleri sebepleriyle birlikte bir kağıda yazmaya çalışın. Yazmaya güçlü olduğunu düşündüğünüz kişilik özelliklerinizden başlayın. Her hafta beş dakikanızı ayırın ve zihninize gelen bütün olumsuz düşünceleri tek tek bir kağıda yazın. Sonra o kağıdı yırtın ve yok edin. Kendinizle konuşun ve sizi mutsuz eden şeyi sırtınızdan atın. Üzüntü ya da sıkıntıları taşımaya devam etmek sadece daha fazla strese sebep olur, stres de vücutta daha çok serbest radikallerin ve toksinlerin açığa çıkmasının sebebidir. Masanızı, gardırobunuzu, arabanızı temizleyin: Nerede çok vakit geçiriyorsanız orayı derleyip toparlayın. Bu temizlikle birlikte gelen enerji ve yenilenme hissi bedeniniz, zihniniz ve ruhunuza çok iyi gelecek. Derli toplu alanlar eşittir derli toplu bir zihin. Bir şeyi yapmaya direniyorsanız, o zaman onu yapmamak için kendinize izin verin. Bir şeyi yapmaya direnç gösteriyorsak bunun mutlaka bir sebebi vardır. İç sesinize kulak verin. Hoşlandığınız şeyleri daha çok yapın. Son olarak belki de ruhunuza en iyi gelecek olan şeyi yani şükretmeyi deneyin. Şükretmek ve minnettarlık insanın ruhunu canlandırır ve ruhun pozitif duygularla dolmasını sağlar. İnsan sağlığına yaptığı ölçülebilen katkılar göz önüne alındığında, araştırmacılar şükür ve minnettarlığın iyimserliği arttırdığı, bunun da kişinin bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etki yaptığı sonucuna varmışlardır. Bütün bunların sonunda olduğunuz dönüştüğünüz kişiye kendiniz bile inanamayacaksınız pozitif günler dilerim İclal.

TiB hakkında CHP ye KONUYU iNSAN HAKLARINA TAŞIMA HATIRLATMASI

BU yazımı okuyun lütfen.

Travesti sitelerine neden bu kadar taktınız. TiB Başkanı travestileri

CHP ye MEKTUP YAZDIK ve TiB i ŞiKAYET ETTiK.

MEKTUP ŞÖYLE:

Mektubum Sayın KILIÇDAROĞLU na;
Bilindiği üzere TiB denilen kuruluşun şimdiki başkanı internette travestileri barındırmayacağını ve tamamen bitireceğini belirtmiş. Sayın Kılıçdaroğlu internette hiç bir inceleme ve karar olmaksızın siteleri 4 saat içinde kapatma yetkisini insan hakları mahkemesine taşıyacağını belirtmiştiniz. Hatta bu konu haberler de şöyle yayınlanmıştı:
Yeni internet yasası Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün vereceği kararı bekliyor. CHP, yasanın Köşk’te onaylanması halinde konuyu Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götüreceğini duyurdu şeklindeydi . Bu konuyu ne yaptınız, insan hakları mahkemesine taşımanızı bekliyoruz.
Bizim içeriğinde hiçbir erotizm ve müstehcen içerik bulunmayan www.marjinal.biz isimli websitemiz kapandı ve internet üzerinden itiraz etmemize rağmen hiçbir şekilde erişim engeli kaldırılmadı. bu siteyi incelemenizi ve yapılan haksızlığı dile getirmenizi bekliyoruz.
Bugüne kadar yaklaşık 250 sitemiz kapatıldı, Bu kapatılan sitelerin birçoğu makale sitesi idi içeriğinden toplu travesti arkadaşlık sitelerine verilen linkler yüzünden kapatıldı. Hadi diyelimki bu siteleri kapatmakta haklılar. Lütfen http://www.marjinal.biz isimli sitemizi inceleyin TiB kapattıktan sonra sitede hiçbir değişiklik yapılmamıştır. içeride travesti modeller yerleştirilmiştir fakat bahsettiğim sitede sadece giyinik resimler ve yüz resimlerine müsaade ediliyordu. kesinlikle müstehcenlik dahi yok sırf travesti kelimesinden dolayı kapatıldı. Bu haksızlığa bir son verilmesini talep ediyoruz. Lütfen konuyu insan hakları mahkemesine taşımanızı heyecanla bekliyor olacağız.
SAYGILAR iCLAL

Türkiyede şu illerde travestiler bulunmakta ve hepsi mağdur durumda.

Bu konuyla ilgili Ankara travestileri İstanbul travestileri, Anadolu yakası, Sakarya travestileri, Çanakkale, Tekirdağ, Gebze, Çorlu, Ordu, Trabzon, Bursa travestileri, Bolu, Balıkesir, Kayseri, Konya, Eskişehir travesti, Muğla, Marmaris, Bodrum travestileri, Kuşadası, Isparta, Manisa, İzmir travestileri, Kocaeli, İzmit, Kemer, Didim, Antalya travestileri, Alanya, Mersin, Adana, Hatay, İskenderun, Malatya, Maraş, Kahramanmaraş, Urfa, Şanlıurfa, Gaziantep, Antep, Van travestileri, Fındıkzade, Avcılar, Bakırköy, Beylikdüzü, Şişli travestileri, Erzurum, Bostancı, Kadıköy, Pendik, Ataşehir, Kartal, Göztepe, Maltepe travestileri, Ümraniye  desteklerini bekliyorum.

Gülmek size yakışıyor

 Gülmek aslında insanın yapabileceği en güzel davranış ama nedense gülmeyi kendimize çok görerek somurtmayı hatta surat asmayı seçeriz. Oysa gülmek insan sağlığı için çok faydalı bir davranıştır. Neden gülmek için birkaç kasınızı çalıştırmıyorsunuz da somurtmak için yüzlerce kası aynı anda çalıştırıyorsunuz? ABD’de yapılan bir araştırmaya göre gülmenin stresi azaltmada etkili bir tedavi yöntemi olduğu ortaya çıktı. Araştırma, şen bir kahkahanın beklentisinin bile, vücuttaki “kortizol”, “adrenalin” ve “dopamin” hormonlarının seviyelerini düzenlediğini gösteriyor. Hormonların düzenli çalışması bağışıklık sistemini koruyor ve kanseri önlemede yardımcı olabiliyor. Ayrıca gülme ağrıyı da azaltabiliyor. Araştırmacılar, “Eğer kronik bir ağrı çekiyorsanız, tedavinize yardımcı olması için bir stand up izleyin ya da komedi filmine gidin” önerisinde bulunuyor. Çünkü hayata olumlu bakmak ve neşeli olmak ağrı toleransını yükseltiyor. Sadece 15 dakika bile içten gülmek, sıkıntıyı yüzde 10 oranında düşürebiliyor. Gülme anında, tıpkı egzersiz sırasında salgılanan ve ağrının şiddetini azaltan endorfin hormonu gibi, vücutta kişinin kendisini iyi hissetmesine neden olan kimyasallar salgılanıyor. Gülme eylemi stres ve gerginliği azaltır. Ağrı eşiğini yükseltir deneyin bir yeriniz ağrıdığında tebessüm etmeye çalışın bir süre sonra ağrınızın azaldığına şahit olacaksınız. Aynı zamanda bağışıklık sisteminizi de güçlendireceğinden belki de bütün kışı hiç hasta olmadan geçireceksiniz. Depresyona giren girene oysa sadece gülerek ondan bile kurtulabilirsiniz. Hayattan zevk almak için bir gülümsemeniz yeter. Yüksek tansiyon hastası olanlar, kan şekeri sıklıkla düşenler sizde gülmeyi deneyin. Kanser hastalarının psikolojik tedavisinde destek sağlıyor. İş ortamında iyimserlik, esneklik, öz-yeterlilik ve diğer olumlu duyguları pekiştiriyor. İlişkide mutluluğu sağlıyor. Hayattan zevk alma duygusunu ortaya çıkarıyor. Öyleyse at bir kahkaha bırak dertler arkanda kalsın. Gülümsemek, hem beyinde hem de bedende olumlu enerjiye dönüşür. Bu enerji ise, iletişimde en kısa ve net köprüyü oluşturur. Yüz yüze yaptığımız iletişimde, sosyal yapı içerisindeki tüm ilişkilerimizde sözlerimizden daha fazla etkiye sahiptir; çünkü gülümsemenizle ilişkilerinizi imzalar ve teminat verirsiniz. Kendinizle barışın çekiyorum gülümse sevgilerimle gülerek kalın İclal.

 

Kalp hastalığına dikkat

Her gün televizyonlarda görüyoruz genç yaşta insanlar spor yaparken kalp krizi geçirip ölüyorlar. Kalp hastalıkları yaşı on beşe kadar düşmüş durumda peki neden hiç düşündünüz mü? Kalp sorunları artık gençleri hedef alıyor. Gençlerimiz sağlıksız gıdalar tüketmekten, yaşam koşullarının ağırlaşmasından dolayı kalp hastalıklarına daha yatkın hale geldiler. Bundan on yıl önce elli yaş üstü hastalığı olarak bilinen kalp sorunları koroner yetmezlikler artık gençlerin başında büyük bir bela olarak duruyor. Bu durum ile ilgili önlem alınmadığı takdirde 30 yıl gibi kısa bir süre içinde koroner kalp hastalığı görülme yaşının on beşinde altına düşebileceği öngörülmektedir. İnsanlar doğduğu andan itibaren büyürler ve yaşlanmaya başlarlar. Ancak gerçekteki yaş, damar yaşıdır. Damarların yaşı, yaşam süresine etki eden en önemli faktördür. Damar yaşını genç tutmayı sağlayan en önemli faktörler, beslenme ve egzersizdir. Hareketsiz yaşayan, kötü beslenen, sigara içen kısacası sağlıksız yaşam tarzını benimsemiş bir kişinin kimlik yaşı genç olsa da damarları hızla yaşlanmaktadır. Yaşam tarzında yapılan olumlu değişiklikler, yaşam süresinin uzamasına imkan sağlamaktadır. Damar sistemini korumak ve genç kalmasını sağlamak, büyük oranda kişinin kendi elindedir. Değiştirilemeyen genetik geçiş faktörü yani ailede erken yaşta kalp hastalığı olması ile yaş ve cinsiyet dışında; kalp sağlığını korumak için her bireyin kişisel önlemler alması gerekir. Sigara ve alkol tüketimi, diyabet hastalığı, stres, hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme ve tansiyon yüksekliği, kalp damar hastalıkları kişinin kontrol edebileceği, değiştirilebilen faktörlerdir. Eğer ailenizde genetik kalp hastalıklarına yatkınlık varsa iki kat dikkat etmemiz gerekli önlemleri almamız gerekir. Kötü alışkanlıklarımız varsa onlardan hemen kurtulmalı ve sağlıklı beslenip spor yapmalıyız. Spor yapmadan önce mutlaka doktora gidip vücudumuza zararlı olan hareketleri öğrenip onları yapmamaya özen göstermeliyiz. Unutmayın insanı hayata bağlayan organ kalptir kalbinize iyi bakın. Sağlıkla atan bir kalp için doğumdan itibaren yaşamın her evresinde kalbi korumaya yönelik önlemler alınması gerekir. Bu konuda aile ve okuldaki erişkinler çocuklara rol model olmalıdır. Kalp damar hastalıklarından korunmak için erken dönemde çocuklara nasıl beslenmesi ve spor yapılması gerektiği konusunda eğitim verilmelidir. Çocuk küçük yaşlardan itibaren kalp sağlığı bilinci ile yetiştirilmelidir. Sağlıklı günler dilerim İclal.

Yanlış beslenme

Yanlış beslenme yüzünden obezlikten alında reflüye kadar pek çok hastalıkla birden uğraşır olduk. Yanlış beslenme alışkanlıkları zamanla midede ekşime, yanma ve ağrı gibi şikayetlere yol açabilir. Mide ekşimesi yaşayanlar bilir gece yatağa girdiğinizde midenizden yukarıya doğru ekşi bir su gelmeye başalr ve ne yaparsanız yapın artık uyumanız imkansızdır. Tıp da bu duruma reflü diyorlar ama ben mideyi iyi kullanmamak hor görmek hastalığı diyorum. Zaten tedavisi içinde GÖR denilen bir yöntem kullanılıyormuş. Mide asidiniz yükseldiği zamanda da bu rahatsızlığı hissedebilirsiniz. Belirli gıdalar mide ekşimesini tetikler. O nedenle yediklerinize, içtiklerinize dikkat etmeniz ve besinlerinizi sınırlandırmanız mide ekşimenizi engellemenize yardımcı olur. Mide ekşimesini kontrol altında tutmanın ilk adımı, ne yediğinizden önce yediğiniz yemeğin miktarıdır. Büyük porsiyonlar mide rahatsızlıkları olanlar için ciddi bir risktir. Yemeğin ne kadar güzel gözüktüğü, o yemeği ne kadar sevdiğiniz önemli değildir. Tek seferde fazla yemek mide rahatsızlıklarını ciddi oranda tetikler. Porsiyonlarınızı küçültmek için tabaklarınızı küçük seçmek size avantaj sağlar. Acı ve baharatlı yemekler tüketmek mide sağlığı açısından olumsuz sonuçlara yol açabilir. Karabiber çok acı bir baharat değildir fakat yemek borusuyla mide arasındaki kası gevşeterek mide asidinin yemek borusuna ulaşmasına neden olur. Soğan ve sarımsak da oldukça aromatik ve yoğun tatlara sahiptir. Eğer mide probleminiz varsa mutlaka öğünlerinizi yavaş yiyin. Eğer midenizde yanma hissi olsun istemiyorsanız yerken yavaşlayın ve mutlaka çok çiğneyin. Yüksek oranda yağ içeren yiyeceklerin hazmı daha zor olduğu için midenizde daha uzun vakit geçirirler. Bu da rahatsız olmanıza sebebiyet verir ve mide ekşimesi gibi problemlere yol açar. Sevdiğiniz yiyecekleri sağlıklı pişirme yöntemleriyle hazırladığınızda midenize zarar vermeyi engelleyebilirsiniz. Yiyecekleri kızartmak yerine fırınlayabilir, haşlayabilir veya ızgara yapabilirsiniz. Örneğin tavuk etinin derisini ayırabilir ve ızgarada pişirerek yiyebilirsiniz. Pişireceğiniz gıdanın yağlı kısımlarını ayırmak da işinize yarar. Hem mide rahatsızlıkları hem de genel sağlığınız için pişirme yöntemlerini dikkatli seçin. Limon ve portakal gibi yiyecekler özellikle sade yenildiklerinde mide yanmasına neden olur. Sirke de yüksek asitli bir üründür. Özellikle sirkeyi tek başına tüketmek yerine salatalarınıza az miktarda eklemek daha sağlıklı olur. Geceleri rahat bir uyku ve sağlam bir mide için bunları uygulayın yeter sağlıklı günler dilerim İclal.