Böylesilik

 

Geçenlerde gördüğüm bir cümle, şu sıralar bana yeni bakış açıları kazandıran “Zen Budizm” kitabında rastladığım, İngilizce’de “suchness of life” yani hayatın böylesiliği, belli kurallar, neden-sonuç ilişkileri içinde kendiliğinden, doğal bir biçimde akıp gidişi ile ilgili bir ifadeye paralel olması bakımından hemen dikkatimi çekti. Her yanı dökülen çok eski bir kamyon üzerinde “Such Is Life” yazılıydı. Kara Afrika’nın ücra bir sokağında, hayatın ta derinlerinden gelen ve örneğine Budizm dahil pek çok felsefede rastlanan bu derin cümle, aslında etrafımda pek çok bilgelik izleri olduğunu farketmemi sağladı. Evet hayat sadece böyledir, kendiliğinden ve doğal bir biçimde akar gider. Tüm neden-sonuç ilişkilerini olgunlukla kabul edebilmek ve hayata saygı duyabilmek ise çok büyük bir beceridir. Bilirsiniz travesti bireyler bazen hiç ummadığınız şeyler başınıza gelir.Piyangoyu kazandığının ertesi günü ölen 98′inde bir yaşlı adam Chardonnay şampanyanızda bir sinek İronik değil mi sizce de? Evlendiğiniz gün yağan yağmur gibidir. Zaten ücretini ödemişken bir bedava gezintidir. Dinlemediğiniz iyi bir tavsiyedir. İşe yarayacağını kim düşünebilirdi? Pimpirik Bey uçağa binmekten korkardı. Bavullarını hazırladı ve çocuklarına veda etti.Tüm kahrolası hayatı boyunca o uçağa binmeyi beklemişti.Ve uçak düşerken söyle düşündü.”Pekala, bu güzel değil mi şimdi?”İronik değil mi sizce de?Evet, her şeyin yolunda ve doğru gittiğini düşündüğünüz anda hayatın size gizlice yaklaşan eğlenceli bir tarafı vardır.Ve hayatın, her şeyin kötü gittiğini ve suratınızda patladığını düşündüğünüz anda size eğlenceli bir şekilde yardımcı olan bir tarafı da vardır.Zaten geç kalmışken karşılaştığınız trafik sıkışıklığı sigara arasında “Sigara İçilmez” uyarısı sadece bir bıçağa ihtiyacınız varken 10,000 kaşık bulmak gibidir. Bu sigara içilmez uyarısı daha yeni yaşadığım bir olay İzmir travestilerinden Arzu ile başımıza geldi.”Rüyalarımın erkeğine rastladım” derken güzel karısıyla karşılaşmaktır. İronik değil mi sizce de? Evet biraz fazla ironik, bence gerçekten öyle.”Alanis Morissette / Ironic  kitabından alıntı yaparak size böylesilik kavramını anlatmak istedim buna biz kader diyoruz kadere inanmayanlar ise sadece ironi. Hayatın, size her zaman yardımcı olan tarafıyla yaklaştığı bir hafta sonu ve yaşam dilerim sevgiyle kalın İclal.

Bakmak ve görmek

Bakmak ve görmek gözle oluyor sanıyoruz değil mi? Oysa her göz baktığını göremez. Görmenin bize sunulan en güzel hediye olduğunu sanıyorsak yanılıyoruzdur. Hepimiz bir yerde aynı şeye baksak ve sonrasında baktığımız şeyi yorumlasak ne değişik sonuçlar çıkacaktır. Çünkü kimse aynı gözle göremez. Bununla ilgili gerçek bir anı anlatmak istiyorum siz değerli travesti bireylere bakalım bakınca mı görüyoruz. Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa : Buraların yabancısıyım demiş.Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra :– Ben de buraya ilk defa geliyorum demiş.Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde.Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.– Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz?diye gülümsemiş çocuk.Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.– İyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malûm ?– Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez, diye atılmış çocuk.Üstelik, manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız. Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, teşekkür etmek için döndüğünde fark etmiş çocuğun kör olduğunu. Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış, adamın kendisini fark ettiğini. Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken:– Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim, demiş, görmeyi o kadar çok özledim ki. Sizinkiler sağlam öyle değil mi? Adam, çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken:– Artık emin değilim, demiş. Emin olduğum tek şey, benden iyi gördüğündür. Bakmak ve görmek aynı şey değil derken işte ben bunu kast etmiştim. Her gördüğünüzü doğru kabul etmeyin ve her duyduğunuzu da inanmayın hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir. Ya da İstanbul travestilerinden Şebboy’un dediği gibi hiçbir şey senin gördüğün gibi olmayabilir hissetmeyi öğren ve hislerinle gözlerini birlikte kullan. Sevgiyle kalın İclal.

Frekans ayarı

Hepimizin bir frekansı var. Bu her insanın yapısıyla alakalı olarak değişen bir rakam içerir. Kiminde 50 kiminde 150 olabilir ya da bu iki değerin arasında seyreder. İki insan, aynı ya da birbirine yakın frekansta iseler ancak ortak bir şeylere sahip olur ya da yan yana gelebilirler. Bunu kavramak o kadar önemli ki, son cümleyi tekrar okuyup üzerinde düşünmenizi isterim. Bunun dış görünüş, kültürel geçmiş, eğitim, deri rengi, mali durum, ülke, ilgi vs ile en ufak bir ilgisi yoktur. İki insan ancak aynı frekansa sahipse, yan yana gelir ve birlikte olurlar. Örneğin, bir restorana girdiğinizde, belli bir masada insanların birlikte oturduğunu görürseniz, onların hepsinin yakın frekanslarda olduklarını fark edersiniz. Bu yüzden arkadaşlar yan yana gelirler. Yan yana geldiğiniz arkadaşlarınıza bir dikkat edin bakalım size ne kar da çok benziyorlar değil mi? Travesti bireyler bu konuda bir araştırma yapmaya ne dersiniz? Yine bu yüzden arkadaşlar ve eşler birbirlerinden ayrılırlar. Aralarından birinin frekansı yükselir; diğeri aynı kalırsa, ikinci kişi diğerinin hologramından düşer. Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, diğerinin frekans aralığının dışına düştüğünden bağlantı kuramazlar. Hiç düşündünüz mü, okuldan bazı arkadaşlarınız artık arkadaşınız değildir ve onlarla hiç bir bağlantınız yoktur? Düşünün bakalım dışarıdaki gerçekten tuhaf kombinasyon oluşturan çiftleri, asla yan yana gelmelerini hayal bile edemeyeceğiniz insanlar birliktedirler. Birliktedirler çünkü aynı frekanstadırlar. Aynı frekansta olduğum dostlarımdan en fazla Diyarbakır travestilerinden Ayça ile bağlantı kurarım aslında bunun nedenini ben de kendime açıklayamamıştım. Konuya frekans açısından bakarsanız; kendinizin de neden artık bir takım insanlarla birlikte olmadığınızı görürsünüz ve ilişki “yürümüyorsa” kendinizi kötü hissetmek zorunda kalmazsınız. Eğer frekansları uyumlu değilse 2 kişi yan yana duramaz. Aynı şekilde eğer rezone olmadığınız bir çevrede çalışıyorsanız, orada fazla kalamazsınız. Gerçekten de o çevre ve oradaki insanlarla aynı titreşimde salınmadığınızı hissedersiniz ve sonunda sizin oradan ayrılmanızı gerektirecek bir olay vuku bulur. Çok düşünmeyin frekans aralığında kalın burada kalın yeter sevgilerimle İclal.

İnsan olmak

gemikagit-650x461

İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir. Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz. Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının, hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir. Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsin o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa sana gerisin geri şer yankılanır. Kötülük eden kötülük bulur kısacası ve siz tüm insanlığınızı iyi olmak için harcayın ben tek bir travesti bireyin bile kasıtlı bir kötülüğün içinde olacağına asla inanmam. İstanbul travestileri de her zaman iyi olmanın peşindedirler. Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse, dünya değişir. Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise, başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu an’ın hakikatını yaşar. Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demektir. Bu sebepten, “ne yapalım hayatımız böyle” deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin ne de hayat karşısında çaresizsin. Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.

Mutluluk Reçetesi

mu

Mutlu olmayı herkes ister önemli olan mutlu olmak için neleri göze alıyoruz ve neler yapıyoruz. Bu sorunun cevabını vermekte zorlanan travesti bireyler varsa ben biraz araştırma yaptım ve sizler için birkaç örneği aldım paylaştım. Yazıyı okumak değil de uygulamak gerekiyor. Ama önce okuyalım. Kimse size istemediğiniz bir şeyi yaptıramaz, sizin de diğerlerine yaptıramayacağınız gibi. Başkalarını kontrol etme isteğini ve bu istek için harcadığınız enerjiyi kendinize yönelttiğinizde, yapabilme gücünüz ve özgürlüğünüz artar; ancak özgürlüğün de bir bedeli olduğunu unutmayın. Özgürlüğünüze ait istekleriniz, diğerlerinin hak alanına girdiğinde, çatışma yaratır. Bu yüzden isteklerinizin, diğer kişinin hangi alanına girdiğine ve ne anlam ifade ettiğine dikkat edin. Laf olsun diye istemeyin. Bedelini ödeyemeyecekseniz dile getirmeyin. Ne kadar büyük ve acı verici olursa olsun, sorunu kabul edip, yüzleşin. Üzüntüyü çekmeden, çözüm üretip güçlenmeniz mümkün değildir. Sakinleşin, önceliklerinizi belirleyin ve düzenleyip, yapılandırın. Esneme ve uyum yeteneklerinizi geliştirin. Katı prensipleri olmak, kişilik gücüne işaret etmez. Prensip meselesi diyerek kestirip atmayın insanın olaylara bakış açısı durumlara göre değişmelidir. Hep aynı görüşü savunamazsınız. İnsanlık ve teknoloji değiştikçe siz de değişmelisiniz. Dün farklı bir görüş için mücadele veren Ankara travestilerinden Birgül bugün o düşüncesinin yanlış olduğunu fark etmiş ve tam tersini savunmaya başlamış. Bu asla döneklik değildir. Temel özelliklerinizi koruyarak, gelişime açık olun ve gelişimin getireceği değişimlerden korkmayın. Sevdiğiniz insanların da gelişimi için fırsat tanıyın; korkularınızı kontrol altına alın. Hareket alanınızı geniş tutun. Birey olma haklarınızı kullanacağınız alanın büyüklüğü, kendinize duyduğunuz güveni artıracaktır. Uğraşlar, hobiler, farklı arkadaşlar, bakış alanınızı genişleteceği gibi, kişisel gücünüzün artmasına etki edecektir. Zaafsız insan yoktur. Neler olduğunu belirleyin. Bu zaaflara yönelik durum, duygu, düşünce vb. ile karşılaştığınızda, her zamankinden daha dikkatli olun. Olumsuz özelliklerinizi görmede gösterdiğiniz hassasiyeti, olumlu özelliklerinizi görmek için de kullanın, ama kantarın topuzunu kaçırmayın. Reçete daha uzar gider, ama temel kurallar bunlar. Eğer bu kuralları kendinize hedef olarak koyarsanız mutlu olmamanız için hiçbir neden yok. Sadece okumakla kalmayın başta söylediğim gibi hadi uygulayın. Sevgiler İclal.

Renklerle gelen sağlık

renkler

Renklerin şifa verme özelliği olduğunu biliyor muydunuz? Mesela sırtınız ağrıyorsa kırmızı giymeyi deneyin mutlaka işe yarayacaktır. Çok sinirli bir mizacınız varsa o halde yeşile ne dersiniz? Bedenimizde bulunan ve yaşam enerjisinin giriş çıkışını sağlayan, tekerlek şeklinde çakralar var Bunlar, sağlığımızla bağlantılı dolayısıyla sık kullandığımız renkler, sadece kişiliğimizle değil, sağlık sorunlarımızla da ilgili ipuçları verir. Dikkat ederseniz, toplumumuzda pek çok kişi depresyon, bunalım ve buhranların pençesinde cebelleşirken, siyah rengi kullanıyor. Oysa siyah renk, kişinin yaşam enerjisini düşürebilir. Bu enerjiyi artırmak isteyenler gözlerini doğa ve gökyüzüne çevirmeli. Uyku sıkıntısı yaşayanlara, yatak odalarını açık maviye boyamalarını öneririm. Çarşaf ve pijama-gecelikte de bu renkten şaşmasınlar ayrıca, uyku, aynı zamanda, öte alemle bağlantı kurduğumuz çok özel bir zaman dilimidir Uyurken bedenlerimizin öte aleme geçişini de sağlamış oluruz. Uykusuzluk çekenlere maneviyata biraz daha yönelmelerini, bu dünyanın madde gerçekliğinden normal düzeye geçmelerini tavsiye edebilirim. Depresyondaki kişiler, öncelikle, sevdikleri rengi tercih etmeli ama bu renk, siyah olmamalı yaşamı, tutkuyu, coşkuyu ve sevgiyi çağrıştıran renkleri kullanmalılar kırmızılar, morlar, maviler, pembeler, yeşiller, sarılar kadın hastalıkları için ise kesinlikle turuncu yumurtalıklarında sorun yaşayanlar, erken menopoza girenler, göğüslerinde her türlü fiziksel sıkıntı yaşayanlar turuncuyu sık kullanmalıdır. Kendinizi gergin, güvensiz hissetme, hayatınızdaki eksiklikler, kronik yorgunluk ve ana odaklanamama gibi zihinsel belirtilerle bağlantılıdır. Kronik ağrılar, kan hastalıklar, iskelet sistemi böbreklerde sorun varsa, sırt ağrısı çekiyorsanız, dişlerinizden şikayetçiyseniz kırmızı kıyafetler giyip yine bu renkte aksesuarlar taşıyın. Sevginize karşılık alamadığınızı düşünüyorsanız yani Ankara travestilerinden Bade gibi karşılıksız seviyorsanız mutlaka yeşile düşkün olmalısınız. Ayrıca yalnızlık çekiyor, sevdiklerinizden uzakta yaşıyorsanız, çok eleştirip yargılıyorsanız, sinirliyseniz üzerinizden yeşili eksik etmeyin kalp, cilt ve dolaşım sisteminde sorun varsa bronşit iseniz, yeşil sizin renginiz demektir. Kararsızlara, dikkat eksikliği çekenlere, asosyalleştiğini hissedenlere, ?Hayır? diyemeyenlere, sarıyı önermeliyim. Her türlü mide, ve sindirim sistemi sorunu için sarıyı tercih edebilirsiniz. Gelelim maviye, duygularını kendine saklayanlar, kendini ifade etmekte güçlük çekenler, kendi dahil herkese yalan söyleyenler, bağımsız olmadığını düşünenler ve çok konuşanlar için idealdir. Boğazda, boyunda sorunlar ve tiroid problemi yaşayanlar da maviden şaşmamalı.

Kuantum düşünceyle iyileşme

6b54a4365f606080be3d3db29ef0b296aa04c694

Kuantum fiziği hakkında ne biliyor sunuz? Onun iyi bir şifacı olduğu aklınıza gelir miydi? Yok benim gelmezdi itiraf ediyorum bu kuantum denilen şeyi yenilen içilen bir meta sanmaktan öte geçememiştim.Kuantum düşünce tekniği veya Kuantum felsefesi, günümüzün sosyal bilimlerin sosyal olguları açıklamak için kullandığı önemli araç ‘’Constructivism’’ ile benzerlik göstermesi bir tesadüf değildir. Constructivism teriminin temelinde ‘’yapı’’ ‘’inşaa etme’’ ‘’ yapılandırma’’ anlamlarına karşılık gelen kökler yer almaktadır.Kuantum Düşüncenin temelini oluşturan; Ne düşünürsen onu yaşarsın, Ne düşünürsen o olursun” şeklinde özetleyebileceğimiz temel varsayımın altında constructivist teorinin argümanı yatmaktadır. Şimdi nerden çıkardın bu kadar bilimsel açıklamaları demeyin ben işn en çok ne düşünürsen o olursun kısmı ile ilgileniyorum. Hazır düşüncelerim iyilik yapma yolunda aşkla koşuyorken biraz da iyi olalım de mi? Gerçi benim iyilik methodlarımı beğenmeyen İzmit travestilerinden Sade kendince yeni bir fizik geliştirmiş adına da benim olan benimdir demiş ama bu konu da çok önemli sevgili travesti bireyler okuyun ya sıkılmayın bakalım ne diyor.Realist varsayımların dominant olduğu bir dünyada Avrupa Birliği tarzı bir yapının varlığı mümkün olabilir miydi? Hiç sanmam! Söylemlerimiz, yani benimsemiş olduğumuz düşünce kalıpları kendimizi ve çevremizi oluşturduğuna şüphe yok. X kararını alabilmek için, öncelikle benimsediğimiz söylemler ile bunu meşru kılmak zorundayız. Eğer var olan varsayımlarımız, Y hareketini meşru buluyorsa, Y hareketini gerçekleştiririz. Aynen realist düşüncenin modern devleti, liberalist düşünce ve uzantılarının post modern devlet gerçeklerini meşru kılıp var ettikleri gibi. Kuantum iyileşme, bireyin karşılaştığı herhangi bir fiziksel veya ruhsal probleme yönelik, bireyin bu rahatsızlığı ortaya çıkarıcı zihinsel harita kaynaklarını ele alır ve bu nedenlere yönelik bütünsel bir kuantum terapisini arz eder. Kuantum düşüncenin temelinde yatan prensip; “insan yaşamında hiç bir şeyin nedensiz gerçekleşmediği ve insanın kaderinin tayin edildiği kaynağın, insanın düşünce gücünü aktive eden zihin haritası olduğudur”.“Söz konusu, düşünce gücü ve bunu kullanan araç zihin, insanın lehine de aleyhine de işleyebilmektedir. Önemli olan bu farkındalığı elde ederek, zihin haritamızı lehimize kodlayabilmektir”. Kodlamaya başlayalım öyleyse sevgiyle kalın İclal.

Acele etmeden yaşa

acele

Hayatı yaşarken neden koşuyorsun a canım sen bir yarışın içinde misin? Oysa hiç acele etmene gerek yok. Acele etmek yaşamı kaçırmaktır. Senin gereken her şeyi yapmak için oldukça bol vaktin var. Seni sana iyi hissettiren her şey senin yaşam kılavuzundur. Onları takip edersen mutlu olursun. Asla kendine,”Zamanım yok, çok fazla işim var yetiştiremiyorum” demeyeceksin. ”Bunu başaramam, şunu bitiremem, çok salağım, aptalın tekiyim, bak onu da yetiştiremedim” diyerek kendini kötü olduğuna ikna etmek için boşu boşuna uğraşıp durma, bu şekilde yaparsan kendi önüne engelleri, sen koyarsın. Esaret zihindedir, yürekte değil. Bir fakir gibi düşünürsen, fakirsindir, düşünce tarzını ve tutumunu buna ayarladığında, kendini yaşamdaki tüm güzel şeylerden mahrum bırakırsın. Ne düşünürsen osun diye bir söz duymuştum değerli Ankara travestilerinden Bade’den aynen canım katılıyorum düşüncen seni ele veren bir açıklık gibi her yerinden sarkıyor. Sen bilinçaltını bu şekilde olumsuzluklarla doldurduğun sürece, kendi kendine o şeyin olmaması için çağrıda bulunuyorsun. Bu çekimi yaparak kendi barikatlarını kendin oluşturuyorsun. Sonradan da” Ben bunun böyle olacağını zaten biliyordum” diyerek. Bunun üzerine birde, bilgiçlik taslayarak ağlıyorsun. Farkında ol. Farkındalık yarat ey travesti kardeşlerin farkındalık her zaman ilk adımdır. Gönülden inandığın olumlu ya da olumsuz her şey yaşantında gerçekleşir. İnançlarının kontrolü senin ellerinde onları kontrol etmeyi öğren. “ben” diye başlayan her cümle, bilinçaltına v erilmiş emirdir. Bilinçaltın senin en sadık hizmetkârıdır. Sen bunun farkında olsan da, olmasan da, O,her emrini koşulsuz sevgiyle uygular. Benle başlayan cümlelerle, kaderini yaratıyorsun. Sen, sadece yapılması gerekeni yap. Bırak yaşamın telaş etmeden, düzenli, uyumlu bir şekilde, huzurla aksın. Sen yeni başladığın her güne, her olay ve duruma uygun şekilde, sevgi ve şükran dolu bir yürekle başla gerisi zamanla hallolacaktır. Ve bugün, her şeyin yerli yerinde mükemmel bir şekilde oluştuğunu gör, ”Kendime keyifli neşe içinde geçirecek bol, bol zaman ayırıyorum” diyerek. Bardağın dolu tarafını seçerek yaşa. Eğer bunu yapabilirsen tüm beklediklerini zahmetsizce eş zamanlarla kendine çekeceksin. Sevgiler ve saygılar sunuyorum İclal.

Amaçlarınızı çöpe atın

Amaçlarınız varsa hedeflerinize ulaştıracak yola çıktığınızda durmanız gereken yer olacaktır. Oysa çıkarın hayatınızdan amaçları nokta koymayın. Şaşırtıcı ancak amaçlarınızın olması, hayat boyu başarıya ulaşma şansınızı aksatabilir. Öncelikle amaç belirlemenin feci şekilde etkili olduğunu söyleyeyim. Diğer bir deyişle eğer bir sonuca varmayı arzuluyorsanız ve bunu bir amaca dönüştürürseniz büyük olasılıkla başarılı olursunuz İşte sorun da burada. Eğer arabayla evden şehir merkezine gitmek isterseniz bu bir amaçtır. Tereddüt etmezsiniz Karar verirsiniz ve uygularsınız. Her gün bunun gibi yüzlerce amaç belirleriz ve bu amaçlara ulaşırız. Benim bahsettiğim amaçlar bunlar değil. Uzun süreli başarınızı aksatabilecek olan amaçlar, yanlış bir şekilde belirlenmiş, kritik öneme sahip ve hayatınızı değiştirecek olan amaçlardır. Bunlar büyük amaçlardır, özel olarak odaklanmayı gerektirir ve başarıldığı zaman hayatınızda anıtsal bir etki yaratır ama başarıyı ıskalarsanız yıkıcı etkileri olur. Yanlış amaçlar doğrultusunda atılan her adım da zararlı çıkan siz olursunuz. Şimdi sizlere bir örnekle açıklamak isterim burayı dileyen travesti bireyler not alabilirler. Aman boş verin notu siz benden daha iyi biliyorsunuz zaten egolarımıza yenilmeyelim. Diyelim ki hayatınızı iyi bir meslek sahibi olmak için harcadınız yıllarca okudunuz, sokaklardan eğlenceden kendinizi alıkoydunuz. Sonra istediğiniz mesleği icra etme vakti geldi. Peki ama amacınıza ulaştıktan sonra çabanızın da son bulduğunu fark ettiniz mi? Artık hedef yok çaba yok yerinde sayan bir işçisiniz. Gördüğünüz gibi bir amaca bağlanınca insan amaca ulaşıldığında içinizdeki gaye yok oluyor. Öyleyse yapmamız gereken Bursa travestilerinden Gaye’nin yaptığı olmalı bir amaca hedefe bağlı olmadan sonsuza kadar istemeliyiz. Ne istiyor ve ne diliyorsak sonsuza kadar sürmeli. Garajı temizlemek ya da evi boyamak gibi hedefler belirlemekte bir sakınca yok, çünkü bunlar kendi içlerinde belli bir sonu olan şeyler Asıl, hayatımıza dahil etmek istediğimiz şeyler hakkında hedefler koymak sınırlayıcı ve tehlikeli olabilir. Bir daha hedef koymak istediğiniz zaman, bu yeni isteği nasıl hayatınızın sürekli bir parçası yapabileceğinizi gözden geçirmek isteyebilirsiniz. Sevgiyle kalın gönül dostlarım İclal.

Hayatını değiştirme vakti

ha

Hiç değiştiremem dediğin bin tane huyun var ve aslında bazıları gerçekten sana zarar veriyor. Yani değiştirme vakti geldi de geçiyor hadi bunlardan kurtul. Her şey bir söz ile değişebilir. Tüm düşüncelerin ve fikirlerin içinde sevgi vardır. Nefretin karşısında duran sevgi, gerçekte nefretin yaşamasının sebebidir. Başlangıcı olan her şeyin bir sonu vardır. Bu düşünce bize hayatın özetini veriyor. Hayatta başladığın her şey bir şekilde sona da erecek. Bir acı çekiyorsan bu mutlaka sona erecektir. Dahası hayat zaten sona erecektir. Onun için yaşamın bu kuralını aklından çıkarma. Hiç bir şey o kadar uzun sürmez. Doğar, olgunlaşır ve ölür. Her son bir başlangıca dönüşür. Hiç bir var olan şey tamamen yok olmaz. Fiziki ve enerji olarak dönüşür. Bir ağacı kestiğinde pek çok şeye dönüşür. Keresteye, mobilyaya, kaleme vb. bu fiziki dönüştür. Ağacın enerjisel dönüşü onu başka bir şeye dönüştürür. Tohumları yeni ağaçlara dönüşür. Sonlar başka başlangıçlar için gereklidir. Kısaca bir şeyin sonuna yaklaştığında şunu bil; hayat başka bir şeye dönüşecektir. Yaşanmış olan her şey yaşanması gerektiği için yaşandı. Hayatında kendini ve başkalarını suçlamayı bırak. Keşke şöyle yapsaydım veya bunu yapsaydım demeyi de öyle. Her şey yaşanması gerektiği için yaşandı. Sana gelen her şey bir sınavın ve deneyimin parçası. Bunu kabul ettiğinde gerçeği görürsün. Bunlar gerçekten senin kişiliğini oluşturan en önemli etkenlerdir. Değişim Her Anda Vardır. Şu anda değişim için bir adım attığın an bu doğru olan zamandır. Her istediğin anda ruhsal kurtuluşun yolu açıktır. Değişim asla huzurlu bir yol değildir. O zorlu ve acı dolu bir yolculuktur. Fakat sonunda uçsuz bucaksız bir kavrayış ve huzura ulaşırsın. Değişim için öncelikle hazır olmalısın Antalya travestilerinden Aslı sen nasıl başardıysan biz de öyle başarmak ve bazı huylarımızdan alışkanlıklarımızdan kurtulmak istiyoruz. Düşünceler hayatımızı şekillendirir. Bir şeyi uzun süre düşünürsen o şeyi gerçekleştirmek için beyin harekete geçer. Bu durumda düşüncelerin olacakları etkiler veya olmasına sebep olabilir. Bu düşüncenin gücünü gösterir. Pozitif düşünce sağlığa çok iyi gelen bir şeydir. Hayatınızı pozitif düşünce ile yönetin. Pozitif bir bakış açısı elde edin. Pozitif düşünmeyi adet edinen travesti bireyler için değişim daha kolay gerçekleşecektir. Ben de hayata pozitif bakmaya çalışıyorum ama itiraf etmeliyim ki her konuda pozitif olamıyorum istesem de istemesem de bazı alışkanlıklar beni bırakmak istemiyor. Hadi artık hayatımızı değiştirme b-vakti geç kalmayalım Sevgiyle kalın İclal.