Renklerle gelen sağlık

renkler

Renklerin şifa verme özelliği olduğunu biliyor muydunuz? Mesela sırtınız ağrıyorsa kırmızı giymeyi deneyin mutlaka işe yarayacaktır. Çok sinirli bir mizacınız varsa o halde yeşile ne dersiniz? Bedenimizde bulunan ve yaşam enerjisinin giriş çıkışını sağlayan, tekerlek şeklinde çakralar var Bunlar, sağlığımızla bağlantılı dolayısıyla sık kullandığımız renkler, sadece kişiliğimizle değil, sağlık sorunlarımızla da ilgili ipuçları verir. Dikkat ederseniz, toplumumuzda pek çok kişi depresyon, bunalım ve buhranların pençesinde cebelleşirken, siyah rengi kullanıyor. Oysa siyah renk, kişinin yaşam enerjisini düşürebilir. Bu enerjiyi artırmak isteyenler gözlerini doğa ve gökyüzüne çevirmeli. Uyku sıkıntısı yaşayanlara, yatak odalarını açık maviye boyamalarını öneririm. Çarşaf ve pijama-gecelikte de bu renkten şaşmasınlar ayrıca, uyku, aynı zamanda, öte alemle bağlantı kurduğumuz çok özel bir zaman dilimidir Uyurken bedenlerimizin öte aleme geçişini de sağlamış oluruz. Uykusuzluk çekenlere maneviyata biraz daha yönelmelerini, bu dünyanın madde gerçekliğinden normal düzeye geçmelerini tavsiye edebilirim. Depresyondaki kişiler, öncelikle, sevdikleri rengi tercih etmeli ama bu renk, siyah olmamalı yaşamı, tutkuyu, coşkuyu ve sevgiyi çağrıştıran renkleri kullanmalılar kırmızılar, morlar, maviler, pembeler, yeşiller, sarılar kadın hastalıkları için ise kesinlikle turuncu yumurtalıklarında sorun yaşayanlar, erken menopoza girenler, göğüslerinde her türlü fiziksel sıkıntı yaşayanlar turuncuyu sık kullanmalıdır. Kendinizi gergin, güvensiz hissetme, hayatınızdaki eksiklikler, kronik yorgunluk ve ana odaklanamama gibi zihinsel belirtilerle bağlantılıdır. Kronik ağrılar, kan hastalıklar, iskelet sistemi böbreklerde sorun varsa, sırt ağrısı çekiyorsanız, dişlerinizden şikayetçiyseniz kırmızı kıyafetler giyip yine bu renkte aksesuarlar taşıyın. Sevginize karşılık alamadığınızı düşünüyorsanız yani Ankara travestilerinden Bade gibi karşılıksız seviyorsanız mutlaka yeşile düşkün olmalısınız. Ayrıca yalnızlık çekiyor, sevdiklerinizden uzakta yaşıyorsanız, çok eleştirip yargılıyorsanız, sinirliyseniz üzerinizden yeşili eksik etmeyin kalp, cilt ve dolaşım sisteminde sorun varsa bronşit iseniz, yeşil sizin renginiz demektir. Kararsızlara, dikkat eksikliği çekenlere, asosyalleştiğini hissedenlere, ?Hayır? diyemeyenlere, sarıyı önermeliyim. Her türlü mide, ve sindirim sistemi sorunu için sarıyı tercih edebilirsiniz. Gelelim maviye, duygularını kendine saklayanlar, kendini ifade etmekte güçlük çekenler, kendi dahil herkese yalan söyleyenler, bağımsız olmadığını düşünenler ve çok konuşanlar için idealdir. Boğazda, boyunda sorunlar ve tiroid problemi yaşayanlar da maviden şaşmamalı.

Kuantum düşünceyle iyileşme

6b54a4365f606080be3d3db29ef0b296aa04c694

Kuantum fiziği hakkında ne biliyor sunuz? Onun iyi bir şifacı olduğu aklınıza gelir miydi? Yok benim gelmezdi itiraf ediyorum bu kuantum denilen şeyi yenilen içilen bir meta sanmaktan öte geçememiştim.Kuantum düşünce tekniği veya Kuantum felsefesi, günümüzün sosyal bilimlerin sosyal olguları açıklamak için kullandığı önemli araç ‘’Constructivism’’ ile benzerlik göstermesi bir tesadüf değildir. Constructivism teriminin temelinde ‘’yapı’’ ‘’inşaa etme’’ ‘’ yapılandırma’’ anlamlarına karşılık gelen kökler yer almaktadır.Kuantum Düşüncenin temelini oluşturan; Ne düşünürsen onu yaşarsın, Ne düşünürsen o olursun” şeklinde özetleyebileceğimiz temel varsayımın altında constructivist teorinin argümanı yatmaktadır. Şimdi nerden çıkardın bu kadar bilimsel açıklamaları demeyin ben işn en çok ne düşünürsen o olursun kısmı ile ilgileniyorum. Hazır düşüncelerim iyilik yapma yolunda aşkla koşuyorken biraz da iyi olalım de mi? Gerçi benim iyilik methodlarımı beğenmeyen İzmit travestilerinden Sade kendince yeni bir fizik geliştirmiş adına da benim olan benimdir demiş ama bu konu da çok önemli sevgili travesti bireyler okuyun ya sıkılmayın bakalım ne diyor.Realist varsayımların dominant olduğu bir dünyada Avrupa Birliği tarzı bir yapının varlığı mümkün olabilir miydi? Hiç sanmam! Söylemlerimiz, yani benimsemiş olduğumuz düşünce kalıpları kendimizi ve çevremizi oluşturduğuna şüphe yok. X kararını alabilmek için, öncelikle benimsediğimiz söylemler ile bunu meşru kılmak zorundayız. Eğer var olan varsayımlarımız, Y hareketini meşru buluyorsa, Y hareketini gerçekleştiririz. Aynen realist düşüncenin modern devleti, liberalist düşünce ve uzantılarının post modern devlet gerçeklerini meşru kılıp var ettikleri gibi. Kuantum iyileşme, bireyin karşılaştığı herhangi bir fiziksel veya ruhsal probleme yönelik, bireyin bu rahatsızlığı ortaya çıkarıcı zihinsel harita kaynaklarını ele alır ve bu nedenlere yönelik bütünsel bir kuantum terapisini arz eder. Kuantum düşüncenin temelinde yatan prensip; “insan yaşamında hiç bir şeyin nedensiz gerçekleşmediği ve insanın kaderinin tayin edildiği kaynağın, insanın düşünce gücünü aktive eden zihin haritası olduğudur”.“Söz konusu, düşünce gücü ve bunu kullanan araç zihin, insanın lehine de aleyhine de işleyebilmektedir. Önemli olan bu farkındalığı elde ederek, zihin haritamızı lehimize kodlayabilmektir”. Kodlamaya başlayalım öyleyse sevgiyle kalın İclal.

Acele etmeden yaşa

acele

Hayatı yaşarken neden koşuyorsun a canım sen bir yarışın içinde misin? Oysa hiç acele etmene gerek yok. Acele etmek yaşamı kaçırmaktır. Senin gereken her şeyi yapmak için oldukça bol vaktin var. Seni sana iyi hissettiren her şey senin yaşam kılavuzundur. Onları takip edersen mutlu olursun. Asla kendine,”Zamanım yok, çok fazla işim var yetiştiremiyorum” demeyeceksin. ”Bunu başaramam, şunu bitiremem, çok salağım, aptalın tekiyim, bak onu da yetiştiremedim” diyerek kendini kötü olduğuna ikna etmek için boşu boşuna uğraşıp durma, bu şekilde yaparsan kendi önüne engelleri, sen koyarsın. Esaret zihindedir, yürekte değil. Bir fakir gibi düşünürsen, fakirsindir, düşünce tarzını ve tutumunu buna ayarladığında, kendini yaşamdaki tüm güzel şeylerden mahrum bırakırsın. Ne düşünürsen osun diye bir söz duymuştum değerli Ankara travestilerinden Bade’den aynen canım katılıyorum düşüncen seni ele veren bir açıklık gibi her yerinden sarkıyor. Sen bilinçaltını bu şekilde olumsuzluklarla doldurduğun sürece, kendi kendine o şeyin olmaması için çağrıda bulunuyorsun. Bu çekimi yaparak kendi barikatlarını kendin oluşturuyorsun. Sonradan da” Ben bunun böyle olacağını zaten biliyordum” diyerek. Bunun üzerine birde, bilgiçlik taslayarak ağlıyorsun. Farkında ol. Farkındalık yarat ey travesti kardeşlerin farkındalık her zaman ilk adımdır. Gönülden inandığın olumlu ya da olumsuz her şey yaşantında gerçekleşir. İnançlarının kontrolü senin ellerinde onları kontrol etmeyi öğren. “ben” diye başlayan her cümle, bilinçaltına v erilmiş emirdir. Bilinçaltın senin en sadık hizmetkârıdır. Sen bunun farkında olsan da, olmasan da, O,her emrini koşulsuz sevgiyle uygular. Benle başlayan cümlelerle, kaderini yaratıyorsun. Sen, sadece yapılması gerekeni yap. Bırak yaşamın telaş etmeden, düzenli, uyumlu bir şekilde, huzurla aksın. Sen yeni başladığın her güne, her olay ve duruma uygun şekilde, sevgi ve şükran dolu bir yürekle başla gerisi zamanla hallolacaktır. Ve bugün, her şeyin yerli yerinde mükemmel bir şekilde oluştuğunu gör, ”Kendime keyifli neşe içinde geçirecek bol, bol zaman ayırıyorum” diyerek. Bardağın dolu tarafını seçerek yaşa. Eğer bunu yapabilirsen tüm beklediklerini zahmetsizce eş zamanlarla kendine çekeceksin. Sevgiler ve saygılar sunuyorum İclal.

Amaçlarınızı çöpe atın

Amaçlarınız varsa hedeflerinize ulaştıracak yola çıktığınızda durmanız gereken yer olacaktır. Oysa çıkarın hayatınızdan amaçları nokta koymayın. Şaşırtıcı ancak amaçlarınızın olması, hayat boyu başarıya ulaşma şansınızı aksatabilir. Öncelikle amaç belirlemenin feci şekilde etkili olduğunu söyleyeyim. Diğer bir deyişle eğer bir sonuca varmayı arzuluyorsanız ve bunu bir amaca dönüştürürseniz büyük olasılıkla başarılı olursunuz İşte sorun da burada. Eğer arabayla evden şehir merkezine gitmek isterseniz bu bir amaçtır. Tereddüt etmezsiniz Karar verirsiniz ve uygularsınız. Her gün bunun gibi yüzlerce amaç belirleriz ve bu amaçlara ulaşırız. Benim bahsettiğim amaçlar bunlar değil. Uzun süreli başarınızı aksatabilecek olan amaçlar, yanlış bir şekilde belirlenmiş, kritik öneme sahip ve hayatınızı değiştirecek olan amaçlardır. Bunlar büyük amaçlardır, özel olarak odaklanmayı gerektirir ve başarıldığı zaman hayatınızda anıtsal bir etki yaratır ama başarıyı ıskalarsanız yıkıcı etkileri olur. Yanlış amaçlar doğrultusunda atılan her adım da zararlı çıkan siz olursunuz. Şimdi sizlere bir örnekle açıklamak isterim burayı dileyen travesti bireyler not alabilirler. Aman boş verin notu siz benden daha iyi biliyorsunuz zaten egolarımıza yenilmeyelim. Diyelim ki hayatınızı iyi bir meslek sahibi olmak için harcadınız yıllarca okudunuz, sokaklardan eğlenceden kendinizi alıkoydunuz. Sonra istediğiniz mesleği icra etme vakti geldi. Peki ama amacınıza ulaştıktan sonra çabanızın da son bulduğunu fark ettiniz mi? Artık hedef yok çaba yok yerinde sayan bir işçisiniz. Gördüğünüz gibi bir amaca bağlanınca insan amaca ulaşıldığında içinizdeki gaye yok oluyor. Öyleyse yapmamız gereken Bursa travestilerinden Gaye’nin yaptığı olmalı bir amaca hedefe bağlı olmadan sonsuza kadar istemeliyiz. Ne istiyor ve ne diliyorsak sonsuza kadar sürmeli. Garajı temizlemek ya da evi boyamak gibi hedefler belirlemekte bir sakınca yok, çünkü bunlar kendi içlerinde belli bir sonu olan şeyler Asıl, hayatımıza dahil etmek istediğimiz şeyler hakkında hedefler koymak sınırlayıcı ve tehlikeli olabilir. Bir daha hedef koymak istediğiniz zaman, bu yeni isteği nasıl hayatınızın sürekli bir parçası yapabileceğinizi gözden geçirmek isteyebilirsiniz. Sevgiyle kalın gönül dostlarım İclal.

Hayatını değiştirme vakti

ha

Hiç değiştiremem dediğin bin tane huyun var ve aslında bazıları gerçekten sana zarar veriyor. Yani değiştirme vakti geldi de geçiyor hadi bunlardan kurtul. Her şey bir söz ile değişebilir. Tüm düşüncelerin ve fikirlerin içinde sevgi vardır. Nefretin karşısında duran sevgi, gerçekte nefretin yaşamasının sebebidir. Başlangıcı olan her şeyin bir sonu vardır. Bu düşünce bize hayatın özetini veriyor. Hayatta başladığın her şey bir şekilde sona da erecek. Bir acı çekiyorsan bu mutlaka sona erecektir. Dahası hayat zaten sona erecektir. Onun için yaşamın bu kuralını aklından çıkarma. Hiç bir şey o kadar uzun sürmez. Doğar, olgunlaşır ve ölür. Her son bir başlangıca dönüşür. Hiç bir var olan şey tamamen yok olmaz. Fiziki ve enerji olarak dönüşür. Bir ağacı kestiğinde pek çok şeye dönüşür. Keresteye, mobilyaya, kaleme vb. bu fiziki dönüştür. Ağacın enerjisel dönüşü onu başka bir şeye dönüştürür. Tohumları yeni ağaçlara dönüşür. Sonlar başka başlangıçlar için gereklidir. Kısaca bir şeyin sonuna yaklaştığında şunu bil; hayat başka bir şeye dönüşecektir. Yaşanmış olan her şey yaşanması gerektiği için yaşandı. Hayatında kendini ve başkalarını suçlamayı bırak. Keşke şöyle yapsaydım veya bunu yapsaydım demeyi de öyle. Her şey yaşanması gerektiği için yaşandı. Sana gelen her şey bir sınavın ve deneyimin parçası. Bunu kabul ettiğinde gerçeği görürsün. Bunlar gerçekten senin kişiliğini oluşturan en önemli etkenlerdir. Değişim Her Anda Vardır. Şu anda değişim için bir adım attığın an bu doğru olan zamandır. Her istediğin anda ruhsal kurtuluşun yolu açıktır. Değişim asla huzurlu bir yol değildir. O zorlu ve acı dolu bir yolculuktur. Fakat sonunda uçsuz bucaksız bir kavrayış ve huzura ulaşırsın. Değişim için öncelikle hazır olmalısın Antalya travestilerinden Aslı sen nasıl başardıysan biz de öyle başarmak ve bazı huylarımızdan alışkanlıklarımızdan kurtulmak istiyoruz. Düşünceler hayatımızı şekillendirir. Bir şeyi uzun süre düşünürsen o şeyi gerçekleştirmek için beyin harekete geçer. Bu durumda düşüncelerin olacakları etkiler veya olmasına sebep olabilir. Bu düşüncenin gücünü gösterir. Pozitif düşünce sağlığa çok iyi gelen bir şeydir. Hayatınızı pozitif düşünce ile yönetin. Pozitif bir bakış açısı elde edin. Pozitif düşünmeyi adet edinen travesti bireyler için değişim daha kolay gerçekleşecektir. Ben de hayata pozitif bakmaya çalışıyorum ama itiraf etmeliyim ki her konuda pozitif olamıyorum istesem de istemesem de bazı alışkanlıklar beni bırakmak istemiyor. Hadi artık hayatımızı değiştirme b-vakti geç kalmayalım Sevgiyle kalın İclal.

Cesur ol

cesaret

Cesaret insana sonradan değil doğuştan verilen bir olgudur. Cesur olmayı istemek cesur olmaya yetmez bunun içinizden gelmesi gerekir. Ruh kuvvetleri içinde insanı en fazla ileriye götüren, yükselten, başarı imkânları veren unsur; cesarettir. Cesaret, bir ruhun ateşi, bir hamlenin başlangıcı, başarı kapılarının sihirli anahtarıdır. İnsanın amaçlarına göre bir şeyler yapabilmesi için içinde manevi bir gücün kıvılcımını hissetmesi gerekir. Cesaretten yoksun bir ruh sönük ve sakindir; sahibine ileri atılma imkânları veremez. Hayatın zorluklarını yenmek, kendi kendimizi yaratmak için her şeyden önce silâhların en güçlüsü olan cesarete sahip olmamız gerekir. İmkânlarımız ne kadar elverişli olursa olsun, cesarete sahip değilsek uyuşuk bir yaratık olmaktan, daima yenilmekten, daima eğilmekten ve nihayet silinmekten kurtulamayız. Başkalarının yaratığı gerçeklik içinde yaşamaya çalışmak kendini bilmeden bir hapishaneye kapatmaya benzer. Kendi gerçeklerine başkalarını çekmeye çalıştığında ise bu sefer onları köle yaparsın. Tarihe şöyle bir göz atacak olursak, birer cesaret sembolü olan kahramanları hiç bir maddi gücün alt edemediği görülür. Cesaretli olmak insanın kendi kendini saymasının, değerlendirmesinin ve kendine inanmasının bir ifadesidir ki, hayatı yenmenin yükselmenin, varlığını üstün kılmanın sırrıdır. Kaybetme korkusu yaşayanlar da içinde cesareti bulamayan insanlardır. Bu dünyada başına ne gelirse gelsin güçlü ve cesur olmalısın tıpkı Ankara travestilerinden Bade gibi hayatı tüm zorluklarına karşı yaşamaya çalışmak içinde bulunduğumuz zorlu koşullara kimseyi ortak etmemek zorundayız. Korku miskindir. Bütün güzel duyguları yok eder. Sen cesaretli ol. Korktuğun için ışığını azaltıyorsun. Sen cesaretli ol. Korktuğun için düşman yaratıyorsun. Sen cesaretli ol. Korktuğun için yalnızlaşıyorsun. Sen cesaretli ol. Korktuğun için kaybediyorsun kaybetme korkusu seni bu gerçekle yüzleştiriyor. Neden korkarsan başına gelir derler aynen öyle değerli travesti bireyler korku ve miskinliği üzerinizden atın. Kendi realiteni koşulsuz sevgiyle yarat. Bu seni her türlü sorundan özgürleştirdiği gibi başkalarını da özgürleştirir. Bağımlılıklar son bulur. Gerçek ve iyileştiren sevgi kendiliğinden ortaya çıkar. Bu günkü dünyanın kölelere ve sahiplerine İhtiyacı yoktur. Bu dünyanın özgür bireylere ihtiyacı vardır. Bu sen olmalısın sevgiyle kalın İclal.

Patos sarmaşığı

patnos

Evimizde çeşitli süs bitkileri yetiştiriyoruz ve çoğu zaman bunu sadece bir alışkanlıktan yapıyoruz. Oysa bazı bitkilerin güzelliğinin yanı sıra hayat kalitemizin artmasına da etkisi var. Patos sarmaşığı da bunlardan sadece biridir. Bu bitki, yeni boyanan ya da döşenen odalarda bulunan formaldehit gibi çeşitli zehirli gazların olduğu odalara konulduğunda bulunduğu ortamın havasını temizleyebilir. Örneğin, formaldehit ahşap mobilyaların olduğu odalarda bulunan kimyasal bir maddedir. Bu konudaki araştırmalar bulunduğumuz ortamlardaki zehirli gazların uzun vadede kanserojen etkiye sahip olabileceğini gösteriyor. Çoğu zaman bu gazları farkında bile olmadan soluruz. Potos ayrıca havadaki benzeni ve karbonmonoksiti yok eder. Bu nedenle gece yeterince oksijen alabilmek için patos bitkisini yatak odanıza koymalısınız. Ayrıca bazı çalışmalar potos sarmaşığının havadaki kötü kokuyu da yok etmeye yardım ettiğini ortaya koymaktadır. Tüm bu nedenlerden dolayı mutfağınıza, yatak odanıza ve oturma odanıza bir tane koyabilirsiniz. Evinizdeki havanın çok daha iyi olduğunu kısa sürede fark edeceksiniz. Uzun süreli bilgisayar ve televizyon başında zaman geçirenlerde oluşan göz ağrılarını, göz yanmalarını, gözde meydana gelen kanlanma durumunu geçirmede de bu bitkiden faydalanabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken bitkiden kopardığınız yaprakları göz kapaklarınızın üzerine koyun. 5 dakika kadar rahat bir pozisyonda bekleyin. Gözlerinizi açtığınızda faydasını anında hissedeceksiniz. Her gün uygulamanızda bir sakınca bulunmamaktadır. Ayrıca bu bitkinin katarakt gibi göz hastalıklarına karşı da koruyucu olduğuna inanılmaktadır. Kapalı alan bitkisi olan potosu oda sıcaklığında doğrudan güneşe maruz bırakmadan yetiştirmek gerekir. Aşırı sulamadan kaçınmak gerekir. Yoksa bitki çürür. Bitkiden yeni bir kök yetiştirmek için içi su dolu kaba kesilen bir dalı konularak köklenene kadar bekletilmelidir. Köklenme olduktan sonra ayrı bir saksıya dikilebilir. Patos sarmaşığını bana köklendirip gönderen Antalya travestilerinden Aşkın benim şu bırakamadığım kötü alışkanlığımdan kurtulmamı ve evde pis kokunun temizlenmesini dilemiş. Umarım ben de kurtulurum kötü alışkanlığımdan ama en azından hala beni düşünen dostlarımın olması bile bir adım iyi etti beni, şimdi evimin en güzel köşesinde bir patos sarmaşığı var. İsteyen dileyen bütün travesti arkadaşlara bir yaprak köklendirip gönderebilirim. Yetiştirirken yukarıda yazan kuralarla uyun hiç solmayan her daim havayı temizleyen bir saksınız olsun. Sevgiyle kalın İclal.

Kemik suyu

kem

Son zamanlarda beslenme konusunda geçmişe dönüş yaşanıyor. Eskiden büyüklerimiz kemik suyundan çorba, paça çorbası ile beslenirlermiş ve her zaman sağlıklı olurlarmış. Şimdi bizlere de bu şekilde beslenin diyen bir gıda uzmanları ordusu diyetisyenler, Beslenme uzmanları çıktı. Adı üzerinde et işte her derde deva hatta bizim Antalya travestilerinden Bade der ki et gren eve dert girmez. Çok haklı ama bilindiği gibi et çok pahalı birçok aile bu nimetten yeteri kadar faydalanamıyor. O nedenle olacak et suyu çorbası öne çıktı çünkü sadece kemikli et yetiyor yapmak için bu çorbayı. Kolojen bakımından zengin olan kemik suyu bozulmuş bağırsakları tekrar düzene sokmak için büyük önem taşıyor. Kemik suyu; Bağırsak geçirgenliğini azaltır. Kemik suyundaki jelatin sızıntılı bağırsağı iyileştirir. Sindirim sistemi mukazasına ve besinlerin sindirilmesine yardımcı olur. Yeterince parçalanmamış proteinlerin kana geçmesini engellemiş olur.Kemik oluşumu, büyümesi ve tamiratını destekler. İçeriğindeki kalsiyum,magnezyum ve fosfor ile bunu yapar.İnflamasyon ile savaşır.İçeriğindeki anti inflamatuar amino asitler,glisin ve proline çok yüksektir.Grip ve benzeri soğuk algınlığı enfeksiyonlarıyla savaşır. Eklem ağrısı ve iltihabı önler. İçeriğindeki glukozamin,kolajen dokuların artmasını büyümesini teşvik eder.Cilt, saç ve tırnak sağlığında etkilidir.Kemik suyu içerisindeki kolajen ve jelatin saç büyümesini destekler. Saç tellerini ve deriyi canlandırır. Mineral takviyesi almaktan daha doğal, etkin ve ucuzdur. Uykuyu düzene sokar ve zihni sakinleştirir. Kolay hazırlanır ve yemeklere lezzet verir.  Hemen travesti bireylerin kolayca evde yapabileceği bir kemik suyu hazırlama tarifi de vermek istiyorum. İstediğiniz miktarda koyun kemiği, içme suyu,ev yapımı elma sirkesi,taze baharatlar (biberiye, kekik, defne yaprağı, ada çayı, rezene, kereviz sapı vs…)tane karabiber,kaya tuzu malzemelerini bir araya getirin. Ben kemik suyunu düdüklü tencerede yapıyorum ve iyi kalite düdüklü tencerede çok kısık ateşte 2 saat pişiriyorum. Normal tencerede bu süre en az 6 saate kadar çıkmalı ve mutlaka tencerenin altı çok kısık ateşte olmalı. Pişen kemik suyuna yeterli miktarda tuzunu atın ve tuzu mutlaka pişince ekleyin. Biraz ılıyınca dikkatlice süzün. Süzgecin üstünde kalan kısmı sakın çöpe atmayın, sokak hayvanlarına verilmek üzere kenara ayırın. Onları da düşünmek zorundayız değil mi? Sağlıklı günler dilerim sevgiyle kalın İclal.

Senin penceren temiz mi?

em

Herkes kendi penceresinden bakar. Gördüğünün ya da bildiğinin doğruluğuna inanır.Birçok insan bu yüzden mutsuzdur.Kimsenin kendini anlamadığından şikayet eder durur.Kendi doğrularımızı kanıtlamak için çabalarken başkalarının doğruları dinlemek bile istemeyiz. Biri ile tartışırken veya fikir alış verişinde bulunurken, empati yapabilmeli ve kendimizi karşı tarafın yerine koyup onun bakış açısı ile de olaylara bakabilmeliyiz. Böylece karşı tarafı rahatlıkla anlayabiliriz. Sonuç da herkes mutluluğu, sevgiyi, aşkı arıyor. Oysa iletişimin en önemli öğesi olan empati yeteneğinden yoksun insanlar asla iletişim kuramazlar çünkü onlar karşısındaki insanı umursamamayı seçerler. En sağlıksız dinleme şekli de umursamamaktır. Bu davranış içinde olan insanlar kendilerinden başkalarını görmezler, duymazlar ve anlayamazlar. Otoriter ailelerde bu dinleme yöntemi geçerlidir. Bir de seçerek dinleyenler vardır. Bu tanıma uyan kişiler konuşmaların bazılarını dinler, bazılarını dinlemezler. Çıkarına uygun olanları dinler, uygun olmayanları dinlemezler. Çıkarcı ve ikiyüzlü insanların davranışıdır. Dinlediğin kişiye dikkatini vermelisin bu yöntem sağlıklı bir dinleme şeklidir. Tabi en önemli dinleme şekli empatiyle dinlemektir. Empatiyle dinlemekten kasıt “aktif” dinleme ya da “ayna tutarak” dinlemedir. Burada kişi kendini dinleyenin yerine koyar. Davranışın özünde “anlama niyeti” vardır. Empatiyle dinlemek çok farklı bir paradigmadır. Bu tarz dinleme başkalarının değer yargılarını anlamaktır. Kişi etrafa bu mercekle bakar, dünyayı onların gördüğü gibi görür. Karşısındakini bütün benliği ile dinler.   Empatiyle dinlemenin özü, karşımızdakiyle aynı fi kirde olmak demek değildir. Onu tam anlamıyla, derinlemesine, hem duygusal hem de zihinsel açıdan anlayabilmektir. Empatiyle dinlerken önce işitirsiniz, yani kulaklarınızı kullanırsınız. Sonra kişiyi gözlemleyerek vücut dilini algılamaya çalışırsınız ve son olarak en önemli aşamaya geçer, yüreğinizle dinlersiniz. Karşımızdakini dinlerken hem sağ, hem sol beynimiz faaliyettedir. Odak noktamız ve amacımız, insan ruhunun derin mesajını anlayabilmektir. Bizler bir şekilde iletişim yaptığımızı zannederken yaptığımız hatalar gün gelir bize de yapılır. En basitinden İzmit travestilerinden Melis hiç anlaşamadığı insanları bile özenle dinlemeye devam ederken diğer travesti arkadaşlara da aynısını yapmalarını tavsiye ediyor çünkü aynı fikirde olmasak bile her insan dinlenmeyi hak eder, bu bir yerde bizim insan olma şeklimizdir. İletişim sözlüsü sadece beyni olan biz insanlara verilmiş harika bir yetenektir bunu doğru kullanalım başkalarını yargılamadan önce kendi penceremizin temiz olup olmadığını kontrol edelim sevgiyle kalın İclal.

El yazısı ile kişilik belirleme

el

El yazısı yazının bulunmasıyla birlikte başlar. Üç bin yıl önce Çinliler el yazısı bilimini keşfetmişlerdir. Birçok kültür ve uygarlık tarafından büyük itibar gören el yazısı bilimi (grafoloji), bugün iş dünyasının hizmetine sunulmuştur. İş dünyasının bu yönteme en çok başvurduğu alan ise işe alımlar. El yazısı, kişinin karakterini, davranışlarını, eğilimlerini tahmin etmekte ve kişilik analizinde en etkili ve güvenilir yöntemlerden biri olarak addediliyor. Bu yöntem eleman seçme ve yerleştirme süreçleri, mülakatlar, ekip kurma çalışmaları ve kariyer planlaması gibi geniş bir alanda sık kullanılan bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. El yazısının kişinin sosyo-ekonomik kökenini, yaşama biçimini, hayattaki duruşunu ve eğitimini yansıttığı Fransa gibi ülkelerde şirketler yüzde 80 oranında iş görüşmelerinde el yazısıdan kişilik tahlili yapıyor. El yazısı bir nevi `zihin yazısı` demek. Bu konuda grafolojinin kullandığı evrensel bir metodoloji de var. Yani el yazısıyla kişinin karakterini okurken kullanılan göstergeler, ulustan ulusa, kişiden kişiye değişmiyor. Uzman bir grafolog, kişi hangi ulustan gelirse gelsin hangi lisanda yazarsa yazsın, o kişinin düşüncelerinin el yazısıyla kağıt üzerine yansıyan izdüşümlerini okuyabiliyor. El yazısının sağa doğru eğimi, kişinin iletişim yeteneğinin göstergesi olarak yorumlanıyor. Örneğin kişi daha arkadaş canlısı, yönlendirici, sorumluluk sahibi, girişken olma eğilimi taşıyordur. Aynı zamanda satış yapmaya, kontrolü elinde tutmaya, sevilmeye, destekçi olmaya kadar uzayan birçok olasılığı barındırır. Yazı sağa doğru eğildikçe kişinin kararlarında duygularının etkisinde kalma özelliği artar. El yazısının genellikle dik oluşu kişilik bağımsızlığına işarettir. Sola doğru eğilen el yazısı, duygusal olarak ihtiyatlılığı temsil eder. Bu el yazısının sahibi, öncelikle her detayı doğrulama ihtiyacı duyar. Başkalarının onu herhangi bir söz vermeye zorlamasından hoşlanmaz. Mesela ben el yazısını eğimli yazıyorum Aydan ( Antalya travestileri ) ise büyük yazıyor. Büyük el yazısıyla yazan kişiler daha çok dışadönük, dost tavırlı kimselerdir. El yazısının sahibi kişi yabancılara karşı daha mesafeli olmayı tercih etse de kendine güvenle hareket eder. Küçük el yazısı mantığı temsil etmenin yanı sıra zıt düşülen kişilere karşı acımasız olmayı da ifade eder. Akademik ve zihinsel uğraşılardan hoşlanan kişilerde bu tip el yazısı görülür. Eğer yazı hem küçük hem de zarif ise kişinin kendi dalga boyuna uygun olmayan kişilerle de iyi bir iletişim kurması olası değildir. Bu kişiler, sosyal olarak kabul görmüş kuralları yıkmak konusunda zorlanırlar. El yazınızı gönderin size de bir kişilik analizi yazalım. İsterseniz tabi yok ben kapalı kutu olarak kalacağım diyorsanız el yazınızı değiştirerek yazın sevgiler İclal.