Herkes ve her şey sensin

Dünyaya şöyle bir baktın mı ne de çok sana benziyor her şey senden oluşmuş sanki, üstelik herkeste biraz varsın. Seni tamamlayan ne varsa sende ve onlarda buluşmuş yok aslında birbirimizden farkımız diyor. Bir yanımız travesti dostum dikkatlice bak etrafına ve kendini yeniden keşfet.Belki de davetiyetinizi çok uzun zaman önce yazmıştınız ve onlara bugün ulaşmıştı o.Belki de istemediğiniz bir şey için uzun uzun düşünmüş ve onu kendinize çağırmıştınız. Bu, bir hak etme meselesi değildir. Suçlama ya da pişman olma meselesi değildir bu; lakin bir mesuliyet halidir. Hayal mahsulü ortaya çıkan bir hata da yapılmış olsa, örneğin bir kişiliğin yanlış tasavvur edilmesi gibi, fark etmez. Artık sorumluluk sizdedir. Peronda duran sizsiniz. Hangi trene bineceğiniz size bağlıdır. Binebilir ve tekrar inebilirsiniz. İteklenip sıkıştırılabilirsiniz. Orada olan sizsiniz. Oraya nasıl gitmiş olduğunuz, çözümleyeceğiniz bir mesele değildir. Oraya gitmişsinizdir. Karakterleri belirler ve rol dağılımını yaparsınız. Hem yönetmen hem de yapımcısınızdır. Hain kişi ve de meleksinizdir. Tüm rolleri oynarsınız. Hainlerin ve meleklerin ne olduğunu bilirsiniz. Onların adımlarıyla yürümektesiniz. Karşınızda tezahür eden herkes sizin konuğunuzdur. Onları davet etmiş öldüğünüzü hatırlamayabilirsiniz, fakat onların varlığını inkar da edemezsiniz. Kainatın reaktörü ve dinamosusunuz. Onun ekseni ve merkezisiniz. Sürecin kendisisiniz ve süreci işleyensiniz ve de neticesiniz. Siz yoksanız dünya yok ve sen Antalya travestileri içindeki Gizem baktığın her şey aslında senin yansıman çünkü senden türemişler. Nesne ve öznesiniz. Geçişli ve geçişsiz fiilerin kendisisiniz. Özel isimlersiniz, cins isimlerisiniz. Bunun iyi tarafı, istediğiniz her şey olabileceğiniz ve istediğiniz herkesle bir arada olabileceğinizdir. Mevcut dünya sizin yaratımınızdır. Mümkün olan her nevi kombinasyon sizsiniz. Zaten sizin kendiniz oldukları için bu kişiliklerin hepsini gayet iyi tanırsınız. Hem iyi çocuk, hem de kötü çocuksunuz. Bilinen her nevi kılığa girmiştiniz. Buna rağmen kendinizi kandıramazsınız. Önünüzde duran yabancılar değildir bunlar. Onları teşhis etmek istemeyebilirsiniz. Lakin her halükarda onların her biri sizsiniz. Sevgiyle kalın siz gibi kalın sağlık ve afiyet dolu günler dilerim İclal.

Yaş ilerleyince

Yaşımız henüz genç aman sonra okuruz diye bu yazıyı es geçecek olan travesti bireyler okuyun bulunsun aklınızda ya da etrafınızda yaşı 50 ye merdiven dayamış tanıdıklarınız varsa onlara anlatırsınız yani kısaca diyorum ki bu yazımı da okuyun pişman olmayacaksınız. Yani yaşamın çocukluk-gençlik döneminde yılların araları çok çok uzun ama yaşlandıkça feci kısalıyor. 6 yaşla 10 yaş arasında neredeyse asırlar varken, 45 ile 49 arası bir göz kırpmalık mesafe sanki. O yüzden de ilerleyen yaşlarda hayat daha kıymetli geliyor hepimize. Acayip uçucu olduğu için. Yabancı bir internet sitesinde “50’lerden itibaren bırakmanız gereken 10 şey” konulu bir yazı görünce, ilgilendim haliyle. Ve sizlerle de paylaşmak istedim. Eski eşinizden ya da sevgilinizden nefret etmeyi bırakın. Nefret insanı sinsi sinsi kemiren bir duygudur. Son günlerin moda deyimiyle “affetmeyi öğrenin”. Affedemiyorsanız, en azından “kayıtsız kalın”.Dedikoduyu ve başkaları hakkında kötü konuşmayı bırakın. Artık lisede değilsiniz. Dedikodu sizin için enerji ve zaman kaybından başka bir şey değil. Minnet duymama huyunuzu bırakın. Geçti diyorum o yüksek ego devri artık yanı başınızdakilerin kıymetini bilme zamanı hoş aslında bu dediğim her yaşınız için geçerli olmalı ama bakın İzmir travestilerinden Banu’ya yaşı ilerledikçe nasıl da sarılıyor eski dostlarına  kıymet bilin. Size iyi davrananları değil, kötü davrananları önemseme ve sürekli bunları gündemde tutma huyunuzu bir tarafa bırakın. Kızınızın ya da oğlunuzun doğum gününe, nişanına, nikahına kimlerin gelmediğine değil, kimlerin “geldiğine” odaklanın. Size kazık atanları değil, hoşluk yapanları “parlatın”. “Ümitsiz vaka” arkadaşları bırakın. Herkeste vardır öyle bir ya da iki arkadaş. Sürekli bir takım dertlere batıp çıkarlar ve her battıklarında size koşup saatlerce kafanızı ütülerler. Ama söylediğiniz hiçbir lafı da iplemezler. Ayrıca, siz zor durumda kaldığınızda nedense hiç ortalarda görünmezlerKarmaşayı bir tarafa bırakın. İnsan 50 yaşına yaklaşırken, neyin değerli neyin daha az değerli olduğunu az buçuk anlıyor. Hayatı çorbaya çevirmekten başka işe yaramazlar. Neyse bu kadar yazmak yeter sanırım hepinize mutlu sağlıklı yaşlar dilerim İclal.

Kanserle baş etmek

Kanser hastalığı her geçen gün artarken hiç aklınıza geldi mi? Neden bu kadar hızlı yayılıyor diye ben çok düşündüm ve eski insanlarda bu hastalık yoksa yeni olanlardan korunmamız gerekir diye düşündüm. Hoş bunu benden önce bilim insanları keşfetmiş ama benim de düşünmem önemli bir gelişmedir. Mesela eskiden olmayıp da yeni olan neler var hayatımızda bir gözden geçirelim mi travesti dostlarım. Sabunla başlayalım. Evde basitçe kostik ve zeytinyağını karıştırıp kalıplara dökmek ve kendi doğal sabununu yapmak dururken, gidip içerisinde bin tane kimyasal zehir olan o sabunlarla her sabah yüzünü bedenini yıkadın. Her gün bu daha da iyi diye pazarlanan o şampuan zehirleriyle saçını yıkadın. Evini arap sabunu gibi doğal yağlarla üretilmiş bir sabun yerine, temiz olsun diye çamaşır suyuyla sildin. O su buharlaştıkça soludun ve akciğer kanseri oldun. Karıncaları, böcekleri, sinekleri; limon karbonat fesleğen acı biber vb doğal yollarla evinden uzak tutmadın. Bastın böcek zehrini, o ağır kimyasalları temizlesen bile gitmez bunu unuttun. Soludun ve eşyaların üzerinden ellerinle ağzına soktun. (O kadar kandırıldın ki, böcek zehrine neden böcek ilacı dendiğini bile sormadın.)Yaşamını mahveden büyük şehirde egzoz gazı solumaya ve araba kullanmaya devam ettin. Resmen radyoaktif olan cep telefonunu kulağına 2 saat yapıştırdın. Radyoaktif olan wi-fi (kablosuz ağ) vericisini evin içine soktun, radyoaktif olan alıcı bilgisayarı da kucağından indirmedin. Yatarken cep telefonunu hep başucunda tuttun ama uçak moduna almayı aķıl etmedin. Hem çocuğunun odasına hem de kendi yatak odana gece lambası koydun ve geceleri açık tuttun. Bağışıklık sisteminin gelişmesini ve kanserden korunmayı sağlayan melatonin hormonunun gece uyurken zifiri karanlıkta üretildiğini hiç duymadın ya da duydun ama boş verdin. Doğal beslenmeyen hayvanları, sebzeleri, meyveleri ve tahılları yedin ve adına da “doğal beslenme” dedin. Oysa doğal olan hiçbir şey kalmamıştı etrafında yeniden tarım yapılması hiç ilaç kullanılmamış tarlalar bulmak günümüzde oldukça zor. Bunu başaran İzmir travestilerinden bir grup kendilerine yetecek kadar bir araziyi satın alıp doğal tarımla uğraşmaya başlamışlar bir de çiftlik kurmuşlar işleri büyüttüklerinden satmaya da başlayacaklarmış bakalım bu olursa en azından ben kesinlikle her şeyi oradan sipariş edeceğim. Sağlıklı günler dilerim İclal.

Negatif enerji

Evinizdesiniz, her şey yolunda, patlamış mısır yerken film keyfi yapmaktasınız. Ne metrobüs, ne iş yeri ne de trafik derdiniz var. Sadece o anı değerlendirmek istiyorsunuz. Telefon çaldı karşıda çok sevdiğiniz bir travesti arkadaşınız var. “Ne haber? Nasılsın? İyiyim film izliyorum sen nasılsın? Bırak filmi de ne olacak bu ülkenin hali?” Gel buradan yak! Ağzınızda bir tane patlamış mısır, film dondurulmuş ekranda sizi bekliyor fakat siz en sevdiğiniz arkadaşınızla ülkenin hallerini tartışırken buldunuz kendinizi. Arkadaşınız belli ki bir şeyler tarafından olumsuz etkilenmiş, enerjisel olarak berbat bir duruma gelmiş, kurtuluş yolu olarak size sarmış. Bu telefon konuşmasının ardından enerjiniz ne hale geldi? Filmi izleyecek aynı enerjiye sahip misiniz yoksa dışarı çıkıp biraz hava almak mı istiyorsunuz? Bunun sebebi arkadaşınızın o anda yanınızda olmasa bile olumsuz enerjisini size yüklemesidir. Metrobüslerde ve trafikte de durum böyledir. Negatif enerjisi olan yerlerden uak durmalısını bunlar büyük şehirlerdir. Atın kendini küçük bir kasaba sahiline bakın nasıl da içini mutlulukla doluyor bu ya yine Bodrum travestileri sözleştik benim yolum oraya gider si de gelin ve nefes alın. Adeta bir virüsün yayılması gibi olumsuz ruh halleri kişilere yayılmaktadır. Yanınızda duran bir adam üzüntü ve keder içerisinde olabilir. Sizde yanında durduğunuz müddetçe o olumsuz enerjiye maruz kalacak ve kendinizi kötü hissedeceksinizdir. Bunun tam tersi de mümkündür. Olumlu, pozitif enerji alanları diğer kişilere ve ortamlara bulaşıp onlara iyi yönde etki edebilmektedir. Ortamlar demişken evet ortamların da enerjisi vardır. Bir hastanenin enerjisi ile okulun enerjisi aynı değildir. Bir deniz kenarının veya göl manzarasının enerjisi ile şehir merkezinin enerjisi aynı değildir. Ortamlar ve kişiler adeta bir vampir gibi enerjileri çekebilmektedirler. Bunlara “enerji vampirleri” denilmektedir. Bu size oldukça adaletsiz gelebilir. Olumlu enerjileri kaçırıp yerine olumsuz enerji koyanlar benim gözümde hırsız gibidir. Peki bu enerji kaçaklarının bir alarm sistemi veya kapı kilidi var mı? Elbette var. İşin bu kısmı biraz fantastik gibi görünüyor ancak insan ve insana ait sistemler tam anlamıyla çözülemediği için bu konuları sadece deneyimlemenizi ve kendiniz karar vermenizi öneriyorum. Sevgiyle kalın iclal.

B12 neden gereklidir?

Vücudumuz için en gerekli vitaminlerden biri olan B12 vitamini aynı zamanda ülkemizde eksikliği görülen en yaygın vitaminlerden biridir. Alyuvarlar, sinir gelişimi, beyindeki etkileri, azlığında meydana gelen kansızlık gibi önemli sorunların sebebi B12 vitamini eksikliğidir. Bu yazımda hastaneye gidemeyip test yaptıramayanlar için B12 eksikliğinin testini yapacağız. Doktor olmadım korkmayın teşhis koymayacağım travesti dostlarım sadece tahlil yapacağım azıcık kan alayım sizlerden işin şakası bir yana bunu hepimizin ölçtürmesi gerekiyor.B12 vitamini eksikliğinde meydana gelen bu rahatsızlıklar varsa B12 vitamini ihtiyacınız var demektir. Baş ağrısının nedenlerinden biri de vitamin eksikliği olabilir. Sıklıkla baş dönmesi, ayaklarda veya ellerde titreme, B12 eksiliği yaşayanların ortak sorunlarından biridir. Çoğu zamana uzun süre oturduktan sonra ayağa kalkarken gözlerin kararması, baş dönmesi en büyük belirtilerden biridir. Yaş ilerledikçe bu sorun biraz daha artmaktadır. Baş dönmeniz varsa B12 açısından vücudunuz sinyal veriyor demektir. Herhangi bir vücut bölgesiyle beraber özellikle ellerde ve ayak parmakların, avuç içlerinde iğnelenme duygusu hissediyorsanız B12 açısından eksiklik var demektir. B12 vitamin eksikliğinde sinir uçlarındaki oksijenin eksikliğinden dolayı meydana gelen hasar sebebiyle iğnelenme duygusu hissedilebilmektedir. B12 eksikliğinde sinir uçarındaki hasarların sonucudur.B12 vitaminleri kırmızı kan hücrelerinin oluşmasında görevli vitamindir. Soluk ve beyazımsı gri bir renk B12 vitamini eksikliğinden dolayı yetersiz kırmızı kan hücrelerinin belirtisidir. Özellikle yüzde, kollarda soluk ten rengi B12 vitamin eksikliğinin belirtisidir. Hepimizin şikayeti olan unutkanlık ne yalan söyleyeyim bende de başladı. Geçen gün Bursa travestilerinden bir dostumun adını bir türlü hatırlayamadım kendimden utandım. Ani bir durumda rast geldiğiniz yakın arkadaşınız, herhangi bir zaman ne yapmak istediğiniz, telefonla konuşurken konuştuğunuz kişinin ismini bazen unutabiliyorsanız B12 vitamini eksikliği yaşıyorsunuz demektir. Bu gibi durumları sık yaşıyorsanız B12 vitaminine ihtiyacınız var demektir. Eğer kronik yorgunluk yaşıyorsanız, vitamin B12 eksikliğinin bir belirtisi olabilir. Hafif tempolu yürüyüşlerde bile yorgunluk şikayetiniz varsa bu da B12 eksikliği belirtisi olabilir. Işık hassasiyeti, lekelenme ve bulanık görüntüler veya çift görme gibi sorunlar yaşıyorsanız B12 vitamini açısından eksiklik yaşıyor olabilirsiniz. İhmal etmeyin ve mutlaka ölçtürün sağlıklı günler dilerim İclal.

Sağlıklı beden

Sağlıklı bir beden için yapılması gereken adımlardan biri, kas oranını belli bir seviyede tutmak ve bunun için de özel bir beslenme ve egzersiz planı uygulamak. Gözünüzün önüne son derece fit, kasları güçlü birini getirin. Bu hale gelmek için kaç saat çalışmış, efor harcamış, beslenmesini hatta belki yaşam biçimini ona göre şekillendirmiştir. Kısaca epey emek ve zaman harcadığı kesin. Ve karşılığını da almış, yatırımları ona geri dönmüş. Bütünsel olarak sağlıklı ve iyi olmak için zihinsel ve duygusal olarak da güçlü ve zinde olmaya ihtiyacımız var. En çok ihmal edilen de aslında motivasyonumuzun ana kaynağı olan duygularımız. Bu anlamda çok fit ve kaslı birini canlandırmak istesek acaba nasıl bir model çıkar karşımıza? Yaşama sevinciyle dolu, sorunlarla kolaylıkla başa çıkabilen, korkuları olmayan, iletişimi çok iyi, kendine ve başkalarına değer veren, küçük şeylerle mutlu olan ama aynı zamanda büyük hedefleri olan, verimli, yardımsever… Duygusal kaslarını güçlü tutmaya ve daha da güçlendirmeye devam ettikçe bu liste daha da uzar gider. İşte bu model, duygusal kasları güçlü birinin vücut bulmuş halidir. Böyle bir kişi zihinsel becerilerini de çok daha zahmetsizce performansa dönüştürür. Egosunun yönetimini ele almıştır. Bunu da öyle kolaylıkla ve akışta yapar ki aslında burada yönetmek sözcüğü fazla baskın kalmakta. Ego ya da diğer adıyla nefis olmasaydı insan değil, ilahi bir varlık olurduk. Hepimizin egoları vardır onu gömdüğünü söyleyen travesti bireyler kendinizi kandırmayı bırakın egosuz insan var olamaz. Ancak Bursa travestilerinden Işık gibi ona en minimum düzeye indirebilirsiniz daha fazlası değil o hep orada yani içinizde sizinle yaşayacaktır. O yüzden egonuzu yok etmeye çalışmayın o sizin diğer yarınız, olmazsa olmazınız. Egonuzla çatışmayı da bırakın, onun istediği zaten sizi buna çekmek. Onunla savaşarak zafere ulaşmayı düşünüyorsanız boşuna zaman kaybetmeyin derim. Duygusal kaslarınız egoyu daha iyi dövmek için değil onu dönüştürmek içindir. İşe kendinizi olduğu gibi kabul etmekten, kendinizle yüzleşmekten başlayın. Kas yapmadan önce yağ oranını, diyete başlarken kaç kilo fazlalığı olduğunu bilmek gibidir bu. Elle tutulup gözle görülmediği için kendinizi aldatmayın. Korku oranınız kaçsa kaç, ne kadar negatif duygu taşıyorsunuz bilincinde olun. Sağlıklı bir beden fit bir duygu yoğunluğundan geçer sevgiler İclal.

Romantik aşıklar

 

Aşk dedim mi romantizm olmadan olmaz diyenlerdenim. Aşkın ilk ve tek olmazsa olmazıdır romantizm ama öyle herkesle yaşayamazsınız. Öncelikle romantik bir aşık bulmak gerekir nereden mi bulacağız tutacağız bir balık burçlunun elinden bulursak tabi. Bu devirde aşklar da karaborsaya düşmüş zor bulunuyor değil mi travesti bireyler haksız mıyım? Peri masallarını andıran aşklar bir kamyon dolusu gül kocaman bir tek taş pencere altında ölümsüz bir serenat ve işte balık burcu. Balık burcu iflah olmaz bir romantiktir. Kesinlikle ruh eşini bulmak ister ama flört etmek beğenilmek aşk denizlerinde yüzmekte keyifli olduğu için balığın size bağlanması için romantizmden onunla birlikte olduğunuz müddetçe asla vazgeçmemelisiniz. Balığın yumuşak bir kalbi saf bir ruhu vardır. Kolayca inanır affeder hüzünlü hikayeleri bitmemiş aşkları çoktur ama ruhunun bir yanı da çok gerçekçidir. Dışarıda ne olup bittiği ve kendisi ile ilgili başkalarının fikirleri önemlidir. Bir balık insanına ne yansıtırsanız onu alırsınız. Sevilmiyorsa sevmez seviliyorsa sever. Karşılık ilişkisine önem verir yani bir balıktan kara sevda gizli sevda bekleyen yanılır anlayacağınız. Bir eş olarak balık burçları çok keyifli olabilirler çünkü ne hissettiğinizi kolayca anlama yetisine sahiptirler ve anlaşılmak siz de çok keyifli duygular uyandırabilir. Huzurlu ilişkileri tercih ederler. Kavgadan her zaman kaçarlar. Bazen kendilerine güvenleri azalır böyle anlarda onlara destek olmak sevmek mutlu etmek gerekir. Pratik fikirlerle onların korkularını yok edebilir ve destek verebilirsiniz. Seks onlar için aşkın bir rituelidir ve sık sık tekrarlanması gerekir. Balık burcunun insanları için dünya acımasız bir yerdir. O yüzden saklanmayı içine kapanmayı tercih edebilirler. Böyle durumlarda yapılacak en iyi şey zevkli yolculuklar sevecen yaklaşımlar romantik bir gece yatakta geçirilen uzun saatler veya güzel bir müzik dinletisi olabilir. Balıklarla anlaşmak oldukça kolaydır kasmayın kendinizi bunu en iyi İzmit travestilerinden Arzu bilir herhalde iki yıldır bir balıkla mutlu mesut bir hayat sürüyorlar. Bana da verdiği tüyolardan dolayı ona teşekkür ederim. Sakin pozitif bir hayat istiyorsanız balıklar sizi çok mutlu edebilir. Sevgiyle mutlulukla aşkla kalın İclal.

Enerji düşüklüğü

Enerji düşüklüğü hele ki şu yaşadığımız kış ayında hepimizin ortak sorunu sanırım. Daha bugün travesti dostlarla bu konuda konuştuk iyice tembelleşen hantal bedenlere biraz enerji ritüeli yapmak iyi gelirdi. Hepimiz dönem dönem enerji düşüklüğünden şikayet ediyoruz ve enerjimiz düştüğü zaman bununla nasıl başa çıkacağımızı bilemeyip olumsuz duruma daha çok direnç gösteriyoruz. Biz direnç gösterdikçe olumsuz durumun enerjisi büyüyor ve hayatımızın her alanında aksilikler kendini göstermeye başlıyor. Yaşadığımız bu aksiliklerden, olumsuz enerjilerden kurtulmak için haftada en az iki gün bu ritüeli uygulamamız yeterli olacaktır. Ritüeli hayatımıza aldıktan sonra içsel huzur dediğimiz sakinlik ve pozitif enerji tüm hücrelerimizi saracak. Önceden başımıza gelen olaylar tekrarlansa bile verdiğimiz tepkiler aynı olmayacak ve haliyle hayatımızın enerji akışı pozitif yönde değişecek. Ritüele ek destek olarak; ritüeli yaptığınız günler yarım saatlik meditasyon yapabilirsiniz. Malzemelerden bahsedelim bu tarifi bana da İstanbul travestilerinden Ayda yollamış sağ olsun enerjisi hep yüksektir onun. Öncelikle sandal ağacı tütsüsü bulmanız gerekiyor. Bir çay bardağı pirinç de lazım ama o sanırım hepimizin evinde vardır. Çay bardağındaki pirince 21 kere sesli bir şekilde ; ‘’ Hayatımın her anında pozitif enerjide kalmayı seçiyorum. ‘’ diyoruz ve pirince üflüyoruz. Daha sonra evimizin istediğimiz bir köşesinde, tütsüyü yakıp pirinci de yanına koyuyoruz. Tütsü bitene kadar pirinç o şekilde bekliyor. ( Bu esnada meditasyon yapabilir yahut evdeki işlerinizle ilgilenebilirsiniz. Ritüel esnasında mutlaka evde olmanız gerekiyor. ) Tütsü bittikten sonra; tütsünün küllerini ve pirinci evin dışında bulunan herhangi bir toprağa gömüyorsunuz. Bir deneyelim bakalım diye kolları sıvadım tütsüyü bulmak oldukça zor oldu sanırım İstanbul dışında oturanlar bu konuda hayli zorlanacaklar ama denemekte fayda gördüm ve inat ettim ve en son mısır çarşısında bir aktarda buldum. Bu akşam denemeyi düşünüyorum işe yarasa hepinize mesaj atarım sizlerde denersiniz ha bu arada tütsüden fazlaca aldım isteyenlere de yollayabilirim. Enerjimiz yüksek olsun ki yaşam zorluklarında bir de kendi kendimize yük olmayalım. Sevgiler İclal.

Böylesilik

 

Geçenlerde gördüğüm bir cümle, şu sıralar bana yeni bakış açıları kazandıran “Zen Budizm” kitabında rastladığım, İngilizce’de “suchness of life” yani hayatın böylesiliği, belli kurallar, neden-sonuç ilişkileri içinde kendiliğinden, doğal bir biçimde akıp gidişi ile ilgili bir ifadeye paralel olması bakımından hemen dikkatimi çekti. Her yanı dökülen çok eski bir kamyon üzerinde “Such Is Life” yazılıydı. Kara Afrika’nın ücra bir sokağında, hayatın ta derinlerinden gelen ve örneğine Budizm dahil pek çok felsefede rastlanan bu derin cümle, aslında etrafımda pek çok bilgelik izleri olduğunu farketmemi sağladı. Evet hayat sadece böyledir, kendiliğinden ve doğal bir biçimde akar gider. Tüm neden-sonuç ilişkilerini olgunlukla kabul edebilmek ve hayata saygı duyabilmek ise çok büyük bir beceridir. Bilirsiniz travesti bireyler bazen hiç ummadığınız şeyler başınıza gelir.Piyangoyu kazandığının ertesi günü ölen 98′inde bir yaşlı adam Chardonnay şampanyanızda bir sinek İronik değil mi sizce de? Evlendiğiniz gün yağan yağmur gibidir. Zaten ücretini ödemişken bir bedava gezintidir. Dinlemediğiniz iyi bir tavsiyedir. İşe yarayacağını kim düşünebilirdi? Pimpirik Bey uçağa binmekten korkardı. Bavullarını hazırladı ve çocuklarına veda etti.Tüm kahrolası hayatı boyunca o uçağa binmeyi beklemişti.Ve uçak düşerken söyle düşündü.”Pekala, bu güzel değil mi şimdi?”İronik değil mi sizce de?Evet, her şeyin yolunda ve doğru gittiğini düşündüğünüz anda hayatın size gizlice yaklaşan eğlenceli bir tarafı vardır.Ve hayatın, her şeyin kötü gittiğini ve suratınızda patladığını düşündüğünüz anda size eğlenceli bir şekilde yardımcı olan bir tarafı da vardır.Zaten geç kalmışken karşılaştığınız trafik sıkışıklığı sigara arasında “Sigara İçilmez” uyarısı sadece bir bıçağa ihtiyacınız varken 10,000 kaşık bulmak gibidir. Bu sigara içilmez uyarısı daha yeni yaşadığım bir olay İzmir travestilerinden Arzu ile başımıza geldi.”Rüyalarımın erkeğine rastladım” derken güzel karısıyla karşılaşmaktır. İronik değil mi sizce de? Evet biraz fazla ironik, bence gerçekten öyle.”Alanis Morissette / Ironic  kitabından alıntı yaparak size böylesilik kavramını anlatmak istedim buna biz kader diyoruz kadere inanmayanlar ise sadece ironi. Hayatın, size her zaman yardımcı olan tarafıyla yaklaştığı bir hafta sonu ve yaşam dilerim sevgiyle kalın İclal.

Bakmak ve görmek

Bakmak ve görmek gözle oluyor sanıyoruz değil mi? Oysa her göz baktığını göremez. Görmenin bize sunulan en güzel hediye olduğunu sanıyorsak yanılıyoruzdur. Hepimiz bir yerde aynı şeye baksak ve sonrasında baktığımız şeyi yorumlasak ne değişik sonuçlar çıkacaktır. Çünkü kimse aynı gözle göremez. Bununla ilgili gerçek bir anı anlatmak istiyorum siz değerli travesti bireylere bakalım bakınca mı görüyoruz. Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa : Buraların yabancısıyım demiş.Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra :– Ben de buraya ilk defa geliyorum demiş.Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde.Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.– Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz?diye gülümsemiş çocuk.Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.– İyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malûm ?– Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez, diye atılmış çocuk.Üstelik, manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız. Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, teşekkür etmek için döndüğünde fark etmiş çocuğun kör olduğunu. Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış, adamın kendisini fark ettiğini. Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken:– Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim, demiş, görmeyi o kadar çok özledim ki. Sizinkiler sağlam öyle değil mi? Adam, çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken:– Artık emin değilim, demiş. Emin olduğum tek şey, benden iyi gördüğündür. Bakmak ve görmek aynı şey değil derken işte ben bunu kast etmiştim. Her gördüğünüzü doğru kabul etmeyin ve her duyduğunuzu da inanmayın hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir. Ya da İstanbul travestilerinden Şebboy’un dediği gibi hiçbir şey senin gördüğün gibi olmayabilir hissetmeyi öğren ve hislerinle gözlerini birlikte kullan. Sevgiyle kalın İclal.